İran Sağlık Bakanlığı, 27 Haziran tarihinden itibaren ABD tarafından düzenlenen saldırılarda 50 kişinin hayatını kaybettiğini ve 500’den fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Anadolu Ajansı’nın aktardığı resmi açıklamaya göre, ölenler arasında 5 kadın ile 18 yaş altı 2 çocuk ve genç bulunuyor. Sağlık Bakanlığı Halkla İlişkiler Başkanı Hüseyin Kermanpur, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, saldırıların yoğunlaştığı bölgelerde sağlık ekiplerinin seferber edildiğini belirtti. Bu açıklama, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve son dönemde artan gerilimler ışığında uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Gelişmenin arka planı
İran Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, 27 Haziran’dan bu yana ABD güçlerinin gerçekleştirdiği hava ve topçu saldırılarında sivil kayıpların sayısı giderek artıyor. Kermanpur, ölenlerin kimlik bilgilerinin gizliliği korunurken, mağdurların çoğunlukla yerleşim bölgelerinde hedef alındığını ifade etti. Sağlık Bakanlığı, yaralıların tahliyesi için 15 mobil hastane ve 40 ambulans görevlendirildiğini aktardı. Bu saldırılar, ABD’nin 2015 sonrası bölgede artan askeri faaliyetleriyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor; özellikle Basra Körfezi’ndeki deniz gücü konuşlandırması ve Irak-Suriye sınırındaki üslerden yapılan müdahalelerin sivil kayıpları tetiklediği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olay, İran-ABD geriliminin askeri çatışma boyutuna evrildiği bir döneme işaret ediyor. Tahran yönetimi, uluslararası kuruluşları bu saldırılara karşı harekete geçmeye çağırırken, Washington yönetimi henüz resmi bir yorum yapmadı. Uzmanlara göre, kayıpların artması Körfez’deki enerji ticaret hatlarını ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Aynı zamanda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin pozisyonları ve Rusya-Çin ittifakının bölgedeki etkisi bu gerilimi daha da karmaşık hale getiriyor. BM Güvenlik Konseyi’nin konuyu ele alması beklenirken, İran’ın uluslararası hukuk çerçevesinde tazminat talebinde bulunabileceği konuşuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olarak bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Sivillerin hedef alındığı saldırılar, Türkiye’nin güney sınırındaki istikrarı tehdit ediyor ve olası bir mülteci akını riskini artırıyor. Ankara, bölgede tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk rolü üstlenirken, NATO müttefiki ABD ile İran arasında denge politikası izlemeye çalışıyor. Ekonomik açıdan, İran ile enerji ticareti ve komşuluk ilişkileri göz önüne alındığında, çatışmanın yayılması halinde Türkiye’nin doğal gaz akışında kesinti ve ticaret hacminde daralma yaşayabilir. Bu nedenle Ankara, diplomatik girişimlerini hızlandırarak hem insani yardım koridorlarının açılmasını hem de ateşkes sağlanmasını talep ediyor.