İran, ABD'nin ülkenin güneyindeki bir nükleer tesise düzenlediği hava saldırısını uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirdi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne resmi şikayette bulundu. Tahran yönetimi, saldırının barışçıl nükleer programı hedef aldığını ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savunuyor. Olay, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik maksimum baskı politikasını yeniden devreye sokmasının ardından yaşanan en ciddi askeri angajman olarak kayıtlara geçti.
Saldırının perde arkası ve İran'ın tepkisi
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran'ın İsfahan eyaletindeki Natanz nükleer tesisine insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının, ülkenin uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlamayı amaçladığı belirtildi. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı, saldırının “meşru müdafaa” söylemiyle uluslararası hukuku çiğnediğini ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın 2. maddesindeki kuvvet kullanma yasağını ihlal ettiğini öne sürdü. Tahran, olayın BM Güvenlik Konseyi'nde acilen görüşülmesini talep ederken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) da başvurarak tesisin denetlenmesini istedi.
İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behrouz Kamalvandi, saldırının tesisin soğutma sistemine hasar verdiğini ancak radyoaktif sızıntı olmadığını açıkladı. “Saldırı, Natanz'daki santrifüjlerin bir kısmını geçici olarak devre dışı bıraktı, ancak uranyum stoklarımız güvende. Bu tür provokasyonlar barışçıl nükleer faaliyetlerimizi durdurmayacak” dedi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, İran hava savunma sistemlerinin iki İHA'yı düşürdüğü bildirildi.
Bölgesel ve küresel yankılar
Saldırı, Ortadoğu'da tansiyonu yeniden yükseltti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) resmi açıklamalardan kaçınırken, İsrail'den henüz bir yorum gelmedi. Uzmanlar, ABD'nin bu adımının 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması çabalarını tamamen sonlandırabileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “tüm tarafları itidal ve diyaloğa” çağırdı. Rusya ise saldırıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Çin BM'de acil toplantı talep etti. Bu arada petrol fiyatları, arz endişeleriyle varil başına 85 doların üzerine çıktı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Olay, Türkiye'nin yakından izlediği bir dosyada gerilimi artırıyor. İran'la enerji ve ticaret bağları olan Türkiye, nükleer bir krizin ekonomik yansımalarından doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, ABD'nin bölgede tek taraflı askeri harekatlarının, Irak ve Suriye'deki Türk güvenlik çıkarlarını da etkileme potansiyeli var. Ankara, hem ABD ile ittifak ilişkilerini hem de İran'la komşuluk bağlarını dengelemek zorunda. Tahran'ın uluslararası hukuka başvurması, Türkiye'nin de benzer durumlarda sıklıkla vurguladığı bir argüman. Bu gelişme, Doğu Akdeniz'deki enerji tartışmalarıyla birleştiğinde, bölgesel bir krizi tetikleyebilir.