İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, salı günü yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ile nükleer program ve yaptırımların kaldırılması konusunda nihai bir anlaşmaya varılması için yapılacak görüşmelerin bu hafta içinde başlayabileceğini duyurdu. Bekayi, Tahran'ın müzakere masasına "yapıcı bir yaklaşımla" oturacağını ancak "kırmızı çizgilerinin" korunacağını vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise aynı gün yaptığı açıklamada, anlaşmanın imzalanmasının ardından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın "tamamen açılacağını" belirtti. Trump, "İran akıllı olursa bir anlaşma yapacağız. Boğaz açılacak ve bölge istikrara kavuşacak" ifadelerini kullandı.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
Görüşmelerin bu hafta başlaması beklenirken, diplomatik kaynaklar müzakerelerin Umman veya İsviçre'de gerçekleşebileceğini belirtiyor. İranlı yetkililer, görüşmelerin öncelikli gündeminin, ABD'nin İran'a yönelik uyguladığı ekonomik yaptırımların kaldırılması olacağını ifade etti. Tahran yönetimi, nükleer programının barışçıl olduğunda ısrar ederken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporlarında İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini %60'a çıkardığı belirtiliyor. Bu oran, silah sınıfı zenginleştirme olan %90'ın altında ancak 2015 anlaşmasında belirlenen %3.67 sınırının çok üzerinde.
ABD tarafında ise Başkan Trump, İran'ın nükleer silah geliştirmesini engelleyecek "daha kapsamlı ve kalıcı" bir anlaşma istediğini yineledi. Trump yönetiminin, İran'ın balistik füze programını ve bölgesel faaliyetlerini de anlaşmaya dahil etmek istediği belirtiliyor. Ancak İran, füze programının müzakere edilemez olduğunu defalarca vurguladı. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen anlaşma, 2018'de Trump'ın tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkmıştı. Biden yönetimi döneminde dolaylı görüşmeler yapılmış ancak somut bir ilerleme sağlanamamıştı.
Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve küresel enerji güvenliği
Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın "tamamen açılacağı" yönündeki açıklaması, küresel enerji piyasalarında yakından takip ediliyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. İran, geçmişte boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, bu da petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olmuştu. Uzmanlar, herhangi bir anlaşmanın İran'ın petrol ihracatını artırmasına ve küresel arzı rahatlatmasına olanak tanıyacağını belirtiyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, İran'ın günlük petrol üretimi yaptırımlar nedeniyle 2.5 milyon varil seviyesinde seyrediyor; anlaşma sonrası bu rakamın 4 milyon varile çıkabileceği tahmin ediliyor.
Bölgesel açıdan bakıldığında, İran-ABD anlaşmasının Ortadoğu'daki dengeleri değiştirme potansiyeli bulunuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programından endişe duyuyor. İsrail ise herhangi bir anlaşmanın İran'ın nükleer tesislerini denetim altına alması gerektiğini savunuyor. Bölgedeki diplomatik hareketlilik, Yemen'deki ateşkes görüşmeleri ve Lübnan'daki siyasi krizle de bağlantılı olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından kritik öneme sahip. Türkiye, doğalgaz ve petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü İran ve diğer bölge ülkelerinden karşılıyor. Yaptırımların kalkması, Türkiye'nin İran'dan enerji ithalatını kolaylaştırabilir ve maliyetleri düşürebilir. Ayrıca, anlaşma Ortadoğu'da istikrarı artırırsa, Türkiye'nin bölgesel ticaret yolları ve güvenlik çıkarları olumlu etkilenebilir. Ancak Türkiye, ABD ile İran arasındaki yakınlaşmanın Körfez ülkeleri ve İsrail ile ilişkilerinde yeni dengelere yol açabileceğini de göz önünde bulundurmalı. Ankara'nın, Tahran ve Washington arasındaki müzakereleri yakından izlemesi ve olası sonuçlara karşı diplomatik esnekliğini koruması bekleniyor.