İran, ABD'nin Suriye ve Irak'taki İran destekli milislere yönelik dördüncü gece vurmasının ardından misilleme olarak Amerikan askeri tesislerine füze ve insansız hava araçları fırlattığını duyurdu. İslam Devrimi Muhafızları Ordusu (IRGC) tarafından yapılan açıklamada, fırlatılan mühimmatın ABD'nin bölgedeki askeri üslerini hedef aldığı belirtildi. Pentagon, saldırıların büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ve ciddi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Bu gelişme, ABD-İran arasındaki gerilimin son haftalarda en yüksek seviyeye ulaştığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta İran destekli grupların ABD güçlerine yönelik saldırılarına yanıt olarak Suriye ve Irak'ta hava saldırıları başlatmıştı. Bu saldırılar, 27 Ocak'ta Ürdün'deki ABD üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına misilleme niteliğindeydi. ABD, saldırıyı İran destekli Iraklı Kataib Hizbullah milislerine atfetmişti. Trump yönetimi, İran'ın bölgedeki vekil güçlerini hedef alarak Tahran'ı caydırmayı amaçlarken, İran doğrudan bir savaşa girmeden misilleme yapma stratejisi izliyor.
İran'ın son misillemesi, ABD'nin Irak ve Suriye'deki varlığına yönelik en kapsamlı saldırılardan biri olarak kaydedildi. IRGC, operasyonun "Kudüs Gücü" komutanı Kasım Süleymani'nin ölüm yıl dönümüne denk getirildiğini açıkladı. Bu, ABD'nin 2020'de Bağdat'ta düzenlediği suikasta bir atıf olarak yorumlandı. İran, saldırıların ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sona erdirmeye yönelik olduğunu vurgularken, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, saldırıları kınayarak İran'ı "gerilimi tırmandırmakla" suçladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Ortadoğu'da geniş çaplı bir savaş riskini artırıyor. ABD'nin İran'daki iç hedeflere saldırma olasılığı tartışılırken, İran'ın da Hürmüz Boğazı'nı kapatma veya İsrail'e saldırma gibi seçenekleri masada. Bölgedeki ABD müttefikleri, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan, gerilimin kontrolden çıkmasından endişe ediyor. Aynı zamanda, Çin ve Rusya, ABD'yi "orantısız güç kullanmakla" eleştirirken, Birleşmiş Milletler tarafları itidal çağrısı yapıyor. Küresel petrol fiyatları, arz kesintisi endişeleriyle yükselirken, uluslararası piyasalar istikrarsızlık sinyali veriyor.
İran'ın saldırıları, ABD seçimleri öncesinde Trump yönetiminin dış politika başarısını gölgede bırakabilir. Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan Trump'ın çekilmesi ve İran'a yönelik maksimum baskı politikası, Tahran'ı daha agresif bir tutuma itmişti. ABD ordusu, bölgeye ek uçak gemisi ve savaş uçağı konuşlandırırken, İran da askeri tatbikatlarını artırdı. İki ülke arasındaki doğrudan çatışma riski, Soğuk Savaş'tan bu yana en yüksek seviyede.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gerilim, Türkiye için önemli güvenlik ve ekonomik riskler barındırıyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olup, iki ülke arasında Suriye ve Irak'ta rakip çıkarlar bulunuyor. ABD-İran çatışmasının sıcak bir savaşa dönüşmesi, Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlığı artırabilir ve mülteci akışını tetikleyebilir. Ayrıca, olası bir petrol krizi Türkiye’yi doğrudan etkiler. Ankara, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile dengeli bir ilişki yürütmeye çalışırken, bu kriz Türkiye'yi zor bir diplomatik dengeye itiyor. Türkiye, bölgesel bir savaşı önlemek için arabuluculuk rollerini canlandırabilir.