İran Şehitler ve Gaziler Vakfı, 28 Şubat'tan bu yana ABD ve İsrail'in düzenlediği saldırılarda 3.499 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Vakfın yayımladığı istatistiklere göre, söz konusu dönemde İran'a yönelik saldırılarda ölenlerin sayısı 3.500'e yaklaştı. Bu açıklama, İran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilimin tırmanması üzerine geldi. Vakıf yetkilileri, kayıpların büyük bölümünün hava saldırıları ve sınır çatışmalarında meydana geldiğini belirtti. İran resmi haber ajansı Anadolu Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre, ölü sayısının doğrulanması için bağımsız kaynaklardan da veri toplanıyor.
Gelişmenin arka planı
İran yönetimi, 28 Şubat'tan bu yana ABD ve İsrail'in İran'ın askeri ve sivil hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını iddia ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne acil bir toplantı çağrısı yapılmasını istedi. İran Savunma Bakanlığı ise saldırılara karşı koyma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, Suriye'deki İran destekli güçlerin İsrail hedeflerine yönelik eylemlerine misilleme olarak nitelendiriliyor. İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu, ABD-İsrail ittifakının temel endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Son haftalarda İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin arttığına dair istihbarat raporları, Batılı ülkelerde alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
İran'ın açıkladığı ölü sayısı, İsrail ve ABD'nin hava saldırılarının yanı sıra, Yemen'deki Husilere destek amacıyla düzenlenen operasyonları da kapsıyor. Husiler, İran'ın desteklediği bir grup olarak biliniyor ve Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları nedeniyle ABD ve İngiltere'nin saldırılarına maruz kalıyor.
Bölgesel boyut
İran ile ABD-İsrail arasındaki çatışma, Ortadoğu'da tansiyonu yükseltiyor. İran'ın müttefiki Suriye ve Lübnan Hizbullah'ı da çatışmalara dahil olma riski taşıyor. İran'ın açıkladığı ölü sayısı, İsrail-İran geriliminin yanı sıra ABD'nin bölgedeki askeri varlığına yönelik protestoları da körüklüyor.
Uluslararası toplum, tırmanan çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe ediyor. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, Avrupa Birliği de diplomatik çözüm için çabalarını artırdı. İran'ın saldırılara misilleme yapması durumunda, İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve ABD'nin Irak'taki varlığı da etkilenebilir.
İran'ın kayıp sayısı, İsrail'in kuzeyinde Hizbullah ile yaşanan çatışmaları da yansıtıyor olabilir. Hizbullah, İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını sürdürürken, İsrail de bu saldırılara misilleme yapıyor. Bu çatışmalar Lübnan'da sivil kayıplara yol açarken, İran'a yakın kaynaklar, İsrail'in bu saldırılarda İran'ı da hedef aldığını iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD-İsrail arasındaki çatışma, Türkiye için doğrudan bir güvenlik riski oluşturmaktadır. Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırını paylaşmakta ve bu sınırda PKK benzeri terör gruplarının varlığı bilinmektedir. Çatışmanın yayılması, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca Türkiye, İran'dan doğalgaz ithal eden bir ülke olarak, enerji arz güvenliği anlamında da risk altındadır. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri operasyonlarını da etkileyebilir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın temkinli bir dil kullanması, Ankara'nın taraflar arasında denge politikası izlemeye çalıştığını göstermektedir.