ABD-İsrail koalisyonu ile İran arasında 108 gün süren sıcak çatışma, binlerce can kaybına ve yüz milyarlarca dolarlık ekonomik tahribata yol açtıktan sonra, elektronik imzalı bir mutabakat zaptıyla resmen durduruldu. Anlaşma, insansız hava araçlarının durdurulması, Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerinin yeniden başlaması ve tarafların karşılıklı askeri angajman kurallarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu, kalıcı bir barıştan ziyade, tarafların yeniden toparlanmasına olanak tanıyan kırılgan bir dondurma olarak değerlendiriliyor.
Çatışmanın seyri ve ateşkesin mimarisi
Çatışmalar, İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası baskıların tırmanması ve İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği hava saldırısı sonrası başlamıştı. Tahran'ın misillemesiyle bölgesel savaş kaçınılmaz hale gelmişti. Üç buçuk aylık süreçte İran, balistik füzeleriyle İsrail'in hayati altyapısını hedef alırken, ABD ve İsrail hava kuvvetleri İran'ın nükleer tesislerine yönelik koordineli saldırılar düzenledi. Ticaret yollarının kapanması, petrol fiyatlarının varil başına 150 doların üzerine çıkmasına ve küresel piyasalarda derin bir resesyon beklentisine yol açtı. Mutabakat, Katar ve Çin'in arabuluculuğuyla, her iki tarafın da ekonomik olarak tükenme noktasına gelmesiyle mümkün oldu. Metne göre, İran nükleer faaliyetlerini IAEA denetimine açmayı kabul ederken, ABD ve İsrail Tahran'a yönelik yeni yaptırımları askıya alıyor ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini teminat altına alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol, ticaret ve jeopolitik denklem
Anlaşma, sadece İran ve ABD-İsrail ilişkilerini değil, tüm Orta Doğu dengelerini etkiliyor. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, küresel petrol arzında rahatlama sağlarken, OPEC ülkeleri üretimi artırma kararı aldı. Çin ve Hindistan gibi İran'a bağımlı enerji ithalatçıları anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlanmasını sağlayacak düzenlemeler talep ediyor. İran'ın Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah'a desteği konusu ise ateşkesin en zayıf halkası olarak öne çıkıyor. Ateşkesin geçici olduğu ve tarafların kalıcı bir barış anlaşması için Viyana'da ikinci bir tur müzakereyi kabul ettiği bildiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu çatışma boyunca hem NATO müttefiki ABD ve İsrail'le hem de enerji tedarikçisi İran'la ilişkilerini dengelemek zorunda kaldı. Ateşkes, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından olumlu; zira İran doğalgazı ve Hürmüz Boğazı üzerinden gelen petrol akışı kritik önem taşıyor. Ancak anlaşmanın kırılgan yapısı, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve İran'la iş birliği yaptığı dosyaları (terörle mücadele, enerji) yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri ve Kafkasya'da Rusya-İran ekseniyle rekabetinde yeni hesaplar gerektiriyor. Ankara, ateşkes sürecinin kalıcı barışa evrilmesi için arabuluculuk teklif etmeye hazırlanıyor.