İran Dışişleri Bakanı Seyid Abbas Erakçi, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD yönetimi içindeki bazı unsurların ve İsrail ile bağlantılı aktörlerin küresel enerji piyasalarını manipüle etmeye ve İran’a yönelik savaşın devamını teşvik etmeye çalıştığını öne sürdü. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Erakçi, “İstihbaratımız, enerji piyasalarını etkilemeye yönelik büyük çabalar olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Ortadoğu’da tansiyonun yükseldiği ve uluslararası toplumun bölgede olası bir çatışmanın küresel enerji arzına etkilerini yakından izlediği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
İran’ın bu suçlamaları, ülke ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin askıda olduğu ve İran’ın uranyum zenginleştirme programına ilişkin uluslararası endişelerin sürdüğü bir süreçte gündeme geldi. Erakçi, konuşmasında ayrıca, bu aktörlerin “savaş çığırtkanlığı” yaptığını ve İran’a karşı ekonomik baskıyı artırmayı hedeflediğini belirtti. İranlı yetkililer daha önce de ABD’nin yaptırımlarının ve İsrail’in olası askeri müdahale tehditlerinin bölgedeki petrol ve doğalgaz fiyatlarını yapay olarak yükselttiğini savunmuştu. Bu kez Erakçi’nin doğrudan “enerji piyasalarının oyunlaştırıldığı” yönündeki ifadeleri, Tahran yönetiminin küresel piyasalardaki fiyat hareketlerini siyasi bir araç olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Uzmanlar, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine ilişkin tehditlerinin ve İsrail ile süregelen gerilimin, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Bölgede bir çatışma ihtimali, küresel ham petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndan geçiş güvenliğini riske atıyor. Erakçi’nin açıklamaları, İran’ın bu konudaki hassasiyetini ve Batılı ülkeleri suçlama stratejisini yansıtıyor. Tahran yönetimi, özellikle son aylarda artan diplomatik baskıya karşı koymak için enerji piyasalarını kullanmaya çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran Dışişleri Bakanı’nın bu açıklamaları, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki güç dengelerini de ilgilendiriyor. ABD’nin İran’a yönelik “maksimum baskı” politikası, Trump yönetimi döneminde başlamış ve Biden yönetiminde kısmen sürdürülmüştü. Ancak son dönemde İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik artan tehditleri, bölgede yeni bir sıcak çatışma riskini gündeme getiriyor. Erakçi’nin suçlamaları, İran’ın bu tehditlere karşı diplomatik bir savunma hattı oluşturma çabası olarak yorumlanıyor. Ayrıca, Rusya ve Çin gibi ülkelerin de İran ile enerji iş birliğini geliştirdiği bir ortamda, ABD’nin yaptırımlarının küresel piyasalarda yarattığı etkiler daha karmaşık bir hal alıyor.
Küresel enerji piyasaları, halihazırda OPEC+ ülkelerinin üretim kararları ve Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle hassas bir dengede bulunuyor. İran’ın bu açıklamaları, piyasalarda kısa vadeli dalgalanmalara yol açabilir. Petrol fiyatları, bölgesel gerilimlerin arttığı dönemlerde genellikle yükseliş eğilimi gösteriyor. Bu nedenle, Erakçi’nin açıklamaları, yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor. Uzmanlar, İran’ın bu tür söylemlerinin, uluslararası toplumda kendisine yönelik sempatiyi artırma ve ABD’yi müzakere masasına çekme amacı taşıdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü ithal eden ve komşusu İran ile doğalgaz alışverişinde bulunan bir ülke olarak, Ortadoğu’daki enerji piyasalarındaki istikrarsızlıklardan doğrudan etkilenmektedir. İran’a yönelik yaptırımlar ve olası bir çatışma, Türkiye’nin enerji maliyetlerini artırabilir ve ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ankara, bu nedenle iki ülke arasındaki gerilimin azaltılmasından yana bir tutum sergilemekte; İran ile yürütülen diplomatik ilişkilerde enerji konusu öncelikli konular arasında yer almaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kendi enerji projelerini geliştirme çabaları ve Avrupa’ya enerji koridoru olma hedefi, bölgedeki istikrarı doğrudan ilgilendirmektedir. Bu bağlamda, Erakçi’nin iddiaları, Türkiye’nin bölgesel gelişmeleri dikkatle izlemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.