İran Dışişleri Bakanlığı, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşma çerçevesi üzerinde mutabakata varılmasına rağmen Tahran'ın Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı 'derin bir güvensizlik' beslediğini belirtti. Bakanlık sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, 'Ne yazık ki İran'ın ABD'ye duyduğu derin güvensizliğin, Amerikan liderlerinin uzun süreli yanlış uygulamalarından kaynaklandığını kabul etmeliyiz' ifadelerini kullandı. Açıklamada, geçmişteki 'haksızlıkların ve güven ihlallerinin' bugünkü ilişkilerin şekillenmesinde belirleyici olduğu vurgulandı.
Gelişmenin arka planı: Nükleer anlaşma ve yaptırımlar
Bu açıklama, Tahran ile Washington arasında dolaylı yollardan yürütülen müzakerelerin ardından geldi. Taraflar, son haftalarda nükleer program ve yaptırımlar konusunda ilerleme kaydettiklerini duyurmuştu. Ancak İran yönetimi, özellikle 2018 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) tek taraflı olarak çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasının ardından Washington'a olan güveninin ciddi şekilde sarsıldığını defalarca dile getirmişti. İran Dışişleri Bakanlığı'nın son açıklaması, bu güvensizliğin kurumsal bir hal aldığını ve mevcut anlaşma sürecinde de belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Sözcü, 'ABD'nin verdiği sözleri tutmayan geçmişi, Tahran'ın müzakere masasında ihtiyatlı bir tutum sergilemesine neden oluyor. Bu güvensizlik ortamı aşılmadıkça, herhangi bir anlaşmanın uygulanması zor olacaktır' dedi. Açıklamada ayrıca, ABD'nin İran içişlerine müdahale girişimleri ve bölgedeki İran karşıtı politikalarının da güvensizliği derinleştirdiği kaydedildi.
Bölgesel ve küresel boyut: Körfez ve ötesi
İran ile ABD arasındaki bu güvensizlik, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini de yakından ilgilendiriyor. İran'ın nükleer programı, bölge ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından yakından izleniyor. Tahran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu, İsrail ve Körfez ülkelerinin güvenlik algılamalarını doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, iki ülke arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamaması halinde bölgedeki gerilimin artabileceğini ve Yemen, Suriye gibi ihtilaf bölgelerindeki dengelerin daha da karmaşık hale gelebileceğini belirtiyor. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması, küresel petrol piyasalarında arz-talep dengesini değiştirebilecek bir potansiyel taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD gerginliği, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar politikaları açısından kritik bir öneme sahiptir. Ankara, İran'a yönelik yaptırımlara tam olarak katılmamış ve Tahran ile ekonomik ilişkilerini sürdürmüştür. İran'ın doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması gibi projeler, iki ülke arasındaki enerji işbirliğinin boyutunu göstermektedir. İran ile ABD arasında bir anlaşma sağlanması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve Hazar havzasındaki ticaret yollarını canlandırabilir. Aksi takdirde, yaptırımların devamı Türkiye'nin bölgesel ticaret hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Tahran-Washington hattındaki gerginlik, Suriye ve Irak'taki Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da doğrudan ilgilendirmektedir.