WASHINGTON/TEHRAN - ABD Başkanı Donald Trump, İran'ı "yok etmekle" tehdit ederken, diplomatik çözüm arayışlarını da övmesi, Tahran'ın "ezici" bir karşılık vereceği uyarısını beraberinde getirdi. Nükleer müzakerelerin kritik bir aşamasında yaşanan bu söylem yarışı, bölgede tansiyonu yükseltirken, iki başkentin de hem askeri güç gösterisi yapıp hem de müzakere masasında kalma çabasını ortaya koyuyor.
Gerilimin Arka Planı: Yaptırımlar, Müzakereler ve Tehdit Dili
İran ile ABD arasındaki gerilim, 2018'de Washington'un tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesi ve ardından uyguladığı ağır yaptırımlarla başladı. Tahran, anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya alarak uranyum zenginleştirme seviyesini %60'a çıkardı. Son aylarda Umman ve Katar'ın arabuluculuğuyla dolaylı görüşmeler yeniden başladı; ancak taraflar arasında güven tesis edilemedi. Trump yönetimi, müzakerelerde "daha kapsamlı bir anlaşma" çağrısı yaparken, İran balistik füze programı ve bölgesel etkinliğini konu dışı bırakmak istiyor. Bu süreçte Trump, sosyal medya ve mitinglerde İran'a yönelik sert ifadeler kullanmaktan çekinmiyor. Son açıklamasında İran'ı "yok etmekle" tehdit ederken, aynı konuşmada diplomasiyi övmesi, iki yüzlü bir strateji olarak yorumlandı. Tahran ise bu söylemi "psikolojik savaş" olarak nitelendiriyor ve karşılık olarak "ezici" bir yanıt vereceğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, "ABD herhangi bir aptallık yaparsa, onları bölgede ezici bir şekilde cezalandırırız" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol, İttifaklar ve Nükleer Eşik
İran'ın nükleer programındaki ilerleme, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerini endişelendiriyor. İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesini "kırmızı çizgi" olarak tanımlıyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. ABD'nin İran'a yönelik tehditleri, Körfez'deki petrol akışını da tehdit ediyor; Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir kriz, küresel enerji fiyatlarını fırlatabilir. Öte yandan Rusya ve Çin, İran ile ilişkilerini derinleştirirken, ABD'nin yaptırımlarını delmeye yönelik adımlar atıyor. Avrupa ülkeleri ise diplomasiye destek veriyor ancak İran'ın bölgesel politikaları konusunda Washington ile aynı çizgide değil. BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yeni yaptırım arayışları ise Rusya ve Çin'in vetosuyla karşılaşabilir. Uzmanlar, tarafların bir yandan savaş riskini yönetmeye çalışırken diğer yandan iç kamuoyuna güçlü görünme çabasında olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı ve derin ekonomik ilişkileri nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkileniyor. ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesi, Türkiye'nin enerji ithalatını ve bölgesel istikrarı tehdit eder. Ayrıca Türkiye, İran ile Batı arasında arabuluculuk rolü üstlenebilecek nadir ülkelerden biri. Ankara, hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Gerilimin tırmanması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik dengelerini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, diplomasiye alan açılması ve yaptırımların hafifletilmesi yönünde çağrılarını sürdürüyor.