İran, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı üzerinde 'tam kontrol' sağlandığı ve İran donanmasının etkisiz hale getirildiği yönündeki açıklamalarını yalanlarken, dünya petrol ticaretinin can damarı olan boğazdaki gemi trafiği son üç ayın en düşük seviyesine geriledi. Tahran yönetimi, ABD'nin iddialarının aksine boğazdaki denetim yeteneğini koruduğunu ve bölgedeki askeri varlığını sürdürdüğünü belirtti. Bu gelişme, ABD ile İran arasında son haftalarda artan askeri gerginliğin yanı sıra küresel enerji piyasalarında da tedirginliğe yol açıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatamayacağını, çünkü İran donanmasının büyük ölçüde 'tahrip edildiğini' ve ABD'nin bölgede 'tam kontrol' sağladığını öne sürmüştü. Trump'ın bu açıklamaları, İran'ın devrim muhafızlarına bağlı deniz kuvvetlerinin son dönemdeki tatbikatları ve ABD savaş gemilerine yönelik taciz girişimlerine karşılık olarak yapıldığı değerlendiriliyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, yaptığı yazılı açıklamada, “Hürmüz Boğazı, uluslararası hukuk ve İran'ın egemenlik hakları çerçevesinde ülkemizin denetimi altındadır. ABD'nin yanıltıcı propagandası gerçeği yansıtmıyor” dedi. Kanaani, İran ordusunun ve devrim muhafızlarının boğazdaki varlığını sürdürdüğünü ve bölgedeki güvenliği sağlamak için gereken tüm önlemleri aldığını vurguladı.
Uzmanlar, Trump'ın bu açıklamalarının büyük ölçüde iç siyasete dönük olduğunu, seçim öncesi güçlü bir imaj çizmeyi hedeflediğini belirtiyor. Ancak bu tür söylemlerin, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırabileceği endişesi dile getiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Boğazın kapatılması veya güvenliğinin tehlikeye girmesi, küresel enerji piyasalarında ciddi bir şok etkisi yaratabilir. Son günlerde gemi trafiğinde yaşanan düşüş, navlun maliyetlerinin artmasına ve petrol fiyatlarında yükselişe neden oldu.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndan günlük geçen ham petrol miktarı son üç ayın en düşük seviyesine geriledi. Bu durum, hem İran'ın olası misilleme hamlelerine karşı sigorta primlerinin artması, hem de bazı şirketlerin alternatif rotalara yönelmesiyle açıklanıyor.
ABD 5. Filosu'na bağlı savaş gemileri bölgede olağanüstü güvenlik önlemleri alırken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler de boğazın güvenliği konusundaki endişelerini dile getiriyor. Öte yandan Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, enerji arz güvenliği açısından durumu yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir bölümünü Körfez ülkelerinden ve İran'dan sağlıyor. Boğazın kapatılması veya güvenliğin tehlikeye girmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Türkiye, bölgede istikrarın korunmasından yana bir politika izliyor; olası bir çatışma, göç hareketleri ve ticaret yollarının güvenliği üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Türkiye'nin hem ABD ile hem de İran ile diyalog kurabilecek konumda olması, bölgesel gerginliklerin azaltılmasında önemli bir rol oynayabilir. Bu nedenle Ankara, hem enerji ithalatını çeşitlendirme hem de bölgesel diplomaside aktif bir rol üstlenme stratejisini sürdürmelidir.