İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 18 Mart Salı günü yaptığı açıklamada, bir gün önce ABD ile duyurulan barış anlaşmasının en önemli maddesinin, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sonlandırılması olduğunu belirtti. Arakçi, Tahran'da düzenlediği basın toplantısında, “Burada vurgulamak istediğim önemli nokta, görüşümüze göre, anlaşmada iki tarafın da taahhüt etmesi gereken asıl konu, tüm cephelerde kalıcı bir ateşkestir. Lübnan bu denklemin ayrılmaz bir parçasıdır” ifadelerini kullandı. İranlı bakan, anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin bilgi vermezken, sürecin gizlilik içinde yürütüldüğünü söyledi.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran arasında 17 Mart Pazartesi günü varıldığı açıklanan barış anlaşması, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Anlaşmanın kapsamı henüz netlik kazanmamış olsa da, İran'ın nükleer programı, bölgesel milis güçleri ve Ortadoğu'daki vekalet savaşları gibi kritik başlıkları içerdiği belirtiliyor. Arakçi'nin özellikle Lübnan'a vurgu yapması, İran'ın Hizbullah ile olan yakın ilişkisine işaret ediyor. İran, yıllardır Lübnan'da Hizbullah'a askeri ve mali destek sağlıyor; bu örgüt, ülke siyasetinde ve güvenlik yapısında belirleyici bir rol üstleniyor. İranlı yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, Lübnan'ın güvenliğinin kendi ulusal çıkarları açısından kırmızı çizgi olduğunu defalarca vurgulamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan, son yıllarda ekonomik çöküş, siyasi istikrarsızlık ve savaş tehdidiyle karşı karşıya. İsrail ile Lübnan arasında 2006 yılında yaşanan savaşın ardından sınırda zaman zaman çatışmalar yaşanırken, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırıları gerilimi yeniden tırmandırmıştı. ABD-İran anlaşmasının Lübnan boyutu, bölgedeki dengeleri doğrudan etkileyecek potansiyele sahip. Uzmanlara göre, eğer anlaşma sadece İran'ın nükleer faaliyetlerini kapsar, Lübnan'daki ateşkesi göz ardı ederse, bölgesel çatışma riski azalmayacak. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi bölge aktörleri de anlaşmayı yakından izliyor. İsrail, Hizbullah'ın kuzey sınırında oluşturduğu tehdidi gerekçe göstererek, anlaşmanın Lübnan'ı kapsamaması halinde kendi güvenlik önlemlerini artıracağını sinyallemişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki siyasi ve insani krizin çözümünde aktif rol oynayan ülkelerden biri. ABD-İran anlaşmasının Lübnan'da kalıcı ateşkesi güvence altına alması, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu ve istikrar çabalarını olumlu etkileyebilir. Ancak anlaşmanın İran-Hizbullah eksenini güçlendirmesi durumunda, Türkiye, özellikle Suriye ve İdlib'deki dengeler açısından yeni risklerle karşılaşabilir. Ayrıca, anlaşmanın enerji hatları ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik mimarisine etkileri, Türk dış politikasının önümüzdeki dönemdeki manevra alanını şekillendirecek.