ABD ve İsrail'in Mart ve Nisan aylarında İran'a yönelik 40 gün süren yoğun hava bombardımanı, Tahran yönetiminin askeri direncini kırmayı başaramasa da ülke ekonomisini felç etti. Saldırılar enerji şebekeleri, çelik fabrikaları, petrokimya tesisleri, limanlar ve ulaşım koridorlarını hedef alarak İran'ın ekonomik altyapısını ağır hasara uğrattı. Üç aylık savaş sürecinde İran'ın savunma sanayisi ayakta kalmayı başarsa da ekonomik göstergeler ülkenin uzun vadeli toparlanma kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Gelişmenin arka planı: Bombardımanın kapsamı ve hedefleri
Saldırılar, İran'ın uranyum zenginleştirme programına ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğe misilleme olarak başlatıldı. ABD Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre operasyonlarda B-2 Spirit hayalet bombardıman uçakları ve Tomahawk seyir füzeleri kullanıldı. Hedefler arasında İsfahan'daki nükleer tesisler, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz üsleri ve Tahran'ın güneyindeki petrol rafinerileri yer aldı.
İran Devrim Muhafızları, saldırıların ilk iki haftasında hava savunma sistemlerinin yüzde 70 etkinlikle çalıştığını iddia etti. Ancak uydu görüntüleri, İran'ın doğusundaki elektrik şebekelerinin yüzde 40'ının devre dışı kaldığını, stratejik liman kenti Bender Abbas'ta konteyner trafiğinin durma noktasına geldiğini gösterdi. Dünya Bankası verilerine göre savaşın İran ekonomisine toplam maliyeti 120 milyar doları aştı.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve enerji güvenliği
İran'ın enerji altyapısının hedef alınması, küresel petrol piyasalarında şok dalgası yarattı. Brent petrolün varil fiyatı saldırılar sırasında 145 dolara fırlayarak tarihi zirve yaptı. Hürmüz Boğazı'nın kısmi kapanması, dünya ham petrolünün yüzde 20'sini taşıyan bu su yolunun güvenliğini tartışmaya açtı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın boşalttığı pazar payını doldurmak için üretimi artırdı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), acil durum petrol stoklarından 180 milyon varil serbest bırakarak piyasaları dengelemeye çalıştı. Çin ve Hindistan, İran petrolüne alternatif tedarikçiler bulmak için acele ederken, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle yaptırım altında olması arz darboğazını derinleştirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bölgeye 12 bin asker daha sevk ederek deniz güvenliğini artırma kararı aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın ekonomik çöküşü, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Doğalgaz ve petrol ithalatının önemli bir kısmını İran'dan karşılayan Türkiye, enerji arzında çeşitlendirmeye gitmek zorunda kalabilir. Öte yandan İran'ın zayıflaması, bölgesel nüfuz mücadelesinde Türkiye'ye avantaj sağlayabilir; özellikle Suriye ve Irak'ta İran destekli grupların etkisinin azalması, Ankara'nın manevra alanını genişletebilir. Ancak sınır güvenliği ve mülteci akışı riskleri, Türk yetkililerin bu gelişmeyi ihtiyatla karşılamasına neden oluyor.