ABD ve Suudi Arabistan, Irak'ta İran destekli Şii silahlı gruplara yönelik hava saldırıları düzenledi. Koalisyon güçleri, bu grupların Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarından sorumlu olduğunu açıkladı. 29 Temmuz'da Dubai'den bildiren Michael Georgy'nin haberine göre, saldırılar bölgedeki İran etkisini yeniden gündeme getirdi. Bu gelişme, Irak'ta faaliyet gösteren ve Tahran'a yakınlığıyla bilinen silahlı grupların kimliklerini ve hedeflerini merak konusu haline getirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Irak'ta İran destekli silahlı grupların en bilinenlerinden biri Kata'ib Hizbullah'tır. 2007 yılında kurulan bu örgüt, ABD güçlerine yönelik saldırılarla adını duyurdu. Irak İslami Direnişi adı altında birleşen çatı örgüt, son dönemde Filistin davasına destek söylemiyle öne çıkıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) bağlı olduğu bilinen bu gruplar, Suriye'de Beşar Esad rejiminin yanında savaşta önemli roller üstlendi.
Diğer önemli gruplar arasında Asaib Ehl el-Hak (AAH) ve Harakat al-Nujaba yer alıyor. AAH, lideri Kays el-Hazali yönetiminde, ABD ve koalisyon güçlerine karşı saldırılarıyla biliniyor. Nujaba ise daha küçük ancak etkili bir yapı olarak öne çıkıyor. Bu gruplar, Irak'ta siyasi partilerle de bağlantılı; milisler aynı zamanda Irak Meclisi'nde temsil ediliyor. Örneğin, Fetih İttifakı, Haşdi Şabi'nin siyasi kanadı olarak seçimlerde boy gösteriyor.
ABD'nin son saldırısı, bu grupların İran'ın bölgedeki vekil güçleri olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Analistlere göre, bu gruplar İran'ın Irak'taki nüfuzunu pekiştirmek ve ABD varlığına karşı baskı oluşturmak için kullandığı önemli araçlar.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, İran ile ABD arasındaki gerginliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yönelik İHA saldırıları, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açtı. 2019'da Aramco tesislerine düzenlenen benzer bir saldırı, dünya petrol arzının yüzde 5'ini etkilemişti. Bu kez hedefin yine Suudi enerji altyapısı olması, bölgesel gerilimin tırmanma riskini artırıyor.
Irak hükümeti ise bu grupları kontrol etmekte zorlanıyor. Başbakan Mustafa el-Kazımi, ülkedeki yabancı güçlerin varlığını tartışmaya açmış ve milislerin devlet otoritesine entegrasyonu konusunda adımlar atmaya çalışmıştı. Ancak bu çabalar, İran'ın derin nüfuzu karşısında sınırlı kalıyor. ABD'nin Irak'taki askeri varlığı, bu grupların saldırılarının odağında yer alıyor; son yıllarda ABD üslerine düzenlenen roket saldırılarının çoğunun bu milislere atfedildiği belirtiliyor.
İsrail de bu grupları yakından izliyor. Aşırılık yanlısı İsrailli yetkililer, İran'ın Irak üzerinden İsrail'e yönelik tehdit oluşturduğunu savunuyor. Bazı raporlar, İsrail'in Irak'taki İran hedeflerine saldırılar düzenlediğini öne sürse de bu iddialar resmi olarak doğrulanmış değil. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir çatışma cephesinin açılma ihtimalini tartışmaya açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'ın Irak'taki nüfuzunu yakından izliyor. Bu grupların bazıları, PKK'ya karşı mücadelede Türkiye ile işbirliği yapabiliyor; ancak İran'la yakın ilişkileri, Ankara'nın bölgedeki manevra alanını daraltıyor. Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK'ya karşı operasyonlar yürütürken, bu milislerin desteği zaman zaman gündeme geliyor. Ayrıca, ABD-İran geriliminin artması, Basra Körfezi'ndeki enerji sevkiyatını etkileyebilir; bu da Türkiye'nin enerji tedarikinde risk oluşturabilir. Ankara, bölgede istikrarın korunmasından yana bir tutum sergiliyor; ancak krizin büyümesi, Türkiye'yi dolaylı olarak etkileyecek bir potansiyele sahip.