Irak'ta her yaz, elektrik kesintileri hayatı felç ediyor. Halk, elli dereceyi bulan sıcaklarda saatlerce elektriksiz kalıyor. Bu kez, Başbakan Ali Falih el-Zaidi de selefleri gibi aynı sözü verdi: "Elektrik krizini kökten çözeceğiz." Ancak 2003'ten bu yana göreve gelen her başbakanın aynı vaadi verdiğini ve hiçbirinin bunu başaramadığını gören Iraklılar, bu sözlere artık inanmıyor. Sorunun yalnızca altyapı eksikliğinden değil, yıllardır süren yolsuzluk, siyasi çekişmeler ve yatırım yetersizliğinden kaynaklandığı biliniyor.
Gelişmenin arka planı: Siyasi kısır döngü
Irak'ta elektrik krizi, 2003 sonrası kurulan siyasi sistemin en derin yaralarından biri. ABD işgalinin ardından ülke, mezhepsel ve etnik kotalara dayalı bir güç paylaşımı modeliyle yönetiliyor. Bu sistem, liyakat yerine sadakati ön plana çıkarıyor ve bakanlıklar arasında koordinasyonu zayıflatıyor. Elektrik Bakanlığı da bu siyasi çekişmelerin gölgesinde, sürekli değişen bakanlar ve istikrarsız bürokrasiyle mücadele ediyor.
Ali Falih el-Zaidi, göreve geldiğinden beri enerji sektörüne öncelik vereceğini açıkladı. Yeni santrallerin devreye alınacağını, bakım çalışmalarının hızlandırılacağını ve elektrik üretimini artırmak için uluslararası yatırımcılarla anlaşmalar imzalanacağını duyurdu. Ancak geçmişte benzer vaatlerde bulunan onlarca yetkili gibi, bu sözler de kağıt üzerinde kaldı. Yatırımlar yetersiz, mevcut santraller eski ve verimsiz, yakıt tedarikinde ise sürekli aksaklıklar yaşanıyor. Özellikle İran'dan yapılan doğalgaz ve elektrik ithalatı, ABD yaptırımları nedeniyle kesintiye uğruyor ve bu durum krizi daha da derinleştiriyor.
Irak'ın elektrik üretim kapasitesi, talebi karşılamanın çok altında. Resmi rakamlara göre, ülkenin günlük elektrik ihtiyacı ortalama 25 bin megavat iken, üretim ancak 16-17 bin megavat seviyesinde. Aradaki açık, yaz aylarında daha da büyüyor ve halk, günde ortalama 10-12 saat elektrik kesintisiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, sağlık hizmetlerinden gıda saklamaya kadar hayatın her alanını olumsuz etkiliyor. Hastaneler jeneratörlere bağımlı, su pompalama istasyonları çalışamıyor, buharlaşan tarım ürünleri ve marketlerde çürüyen gıdalar ciddi ekonomik kayıplara yol açıyor.
Bölgesel veya küresel boyut: Enerji diplomasisi ve istikrarsızlık
Irak'ın elektrik krizi, yalnızca iç mesele değil, bölgesel ve küresel enerji güvenliğini de ilgilendiriyor. Irak, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri ancak enerji altyapısını modernize edemedi. Elektrik üretiminde büyük ölçüde İran'a bağımlı olan Bağdat, bu durumu siyasi bir koz olarak kullanan Tahran'la denge kurmaya çalışıyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Irak'ın gaz ve elektrik ithalatını zorlaştırıyor ve Washington'la Bağdat arasında gerilime neden oluyor. Bu bağımlılık, Irak'ın enerji politikalarını şekillendirirken bölgesel güç mücadelelerinin de bir parçası haline geliyor.
Öte yandan, Irak'ın elektrik krizi, bölgede ekonomik istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratıyor. Yaz aylarında Basra gibi güney şehirlerinde sıcak hava ve elektrik kesintileri nedeniyle protestolar patlak veriyor. Bu gösteriler, hükümetin meşruiyetini zayıflatıyor ve ülkeyi siyasi bir kaosa sürükleyebilir. Ayrıca, elektrik altyapısına yönelik terör saldırıları ve sabotajlar da güvenlik risklerini artırıyor. IŞİD'in bazı bölgelerde hâlâ faaliyet göstermesi, enerji tesislerinin korunmasını daha da güçleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için Irak'ın istikrarı, enerji güvenliği ve bölgesel güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Irak'taki elektrik krizinin derinleşmesi, ülkedeki siyasi istikrarsızlığı artırabilir ve bu durum Türkiye'ye olan sığınmacı akışını hızlandırabilir. Ayrıca, Irak'taki güvenlik zafiyeti, PKK gibi terör örgütlerinin hareket alanını genişletebilir ve sınır güvenliğimizi tehdit edebilir. Ekonomik açıdan ise, Irak-Türkiye arasındaki ticaret hacmi ve enerji iş birliği, bu krizden olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin yakın zamanda imzaladığı Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimler, Irak'ın altyapısını geliştirmeye yönelik çabalarla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle Ankara, Bağdat'a teknik destek sağlayarak ve ticari ilişkileri güçlendirerek Irak'ın istikrarına katkı sunabilir, böylece kendi ulusal çıkarlarını da korumuş olur.