Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, iki bölgesel güç arasındaki gerilimleri azaltmak amacıyla Suudi Arabistan ve İran arasında ortak bir güvenlik konseyi kurulmasını önerdi. Sudani'nin bu çağrısı, bölgesel istikrarı güçlendirme çabalarının bir parçası olarak geldi ve iki ülke arasında uzun süredir devam eden rekabetin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi. Irak, komşuları arasında arabuluculuk rolü üstlenerek, Yüzyılın Kalkınma Projesi gibi ekonomik girişimlerin de önünü açmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Sudani, Ürdün'ün Akabe kentinde düzenlenen bölgesel bir konferansta yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan ve İran'ın katılımıyla oluşturulacak ortak bir güvenlik konseyinin “istikrar ve işbirliği için bir çerçeve” sağlayabileceğini söyledi. Bu öneri, 2023 yılında Çin'in arabuluculuğuyla iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin ardından gelen en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan ile İran, yıllardır Yemen, Suriye ve Irak'ta nüfuz mücadelesi yürütüyor; bu durum bölgedeki siyasi ve güvenlik dengelerini derinden etkiliyor.
Irak, hem Tahran'la hem de Riyad'la güçlü bağlara sahip olması nedeniyle bu iki ülke arasında doğal bir arabulucu konumunda. Bağdat, geçmişte de tarafları bir araya getiren toplantılara ev sahipliği yapmıştı. Sudani'nin bu yeni önerisi, Irak'ın bölgesel bir diyalog merkezi olma vizyonunu yansıtıyor. Analistler, böyle bir konseyin kurulmasının, iki ülke arasındaki güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesine ve özellikle sınır güvenliği ile enerji işbirliği konularında somut ilerlemelere zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan ile İran arasındaki yumuşama, Orta Doğu'nun genelinde dengeleri değiştiriyor. İki ülkenin 2023'te anlaşması, Yemen'deki ateşkesin güçlenmesine, Suriye'deki Arap ülkeleriyle normalleşme sürecinin hızlanmasına ve Lübnan'daki siyasi krizin hafiflemesine katkı sağladı. Ancak bazı bölgesel aktörler, bu yakınlaşmanın sürdürülebilirliği konusunda temkinli. İsrail ve bazı Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda endişelerini dile getiriyor.
ABD ve Çin gibi küresel güçler de bu süreci yakından izliyor. Washington, Türkiye'nin de dahil olduğu bazı ülkelerin aksine, İran'la diyaloğu desteklemekle birlikte yaptırımlarını sürdürüyor. Çin ise, Suudi-İran yakınlaşmasının mimarı olarak bölgedeki diplomatik etkisini artırmış durumda. Irak'ın ortak güvenlik konseyi önerisi, bu karmaşık denklemde yeni bir işbirliği mekanizması oluşturma potansiyeli taşıyor; ancak konseyin yetki kapsamı, üyelik yapısı ve karar alma mekanizması gibi ayrıntılar henüz netleşmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile tarihsel olarak karmaşık ilişkilere sahip. İki ülkeyle de ekonomik ve enerji işbirliği alanlarında çıkar çakışmaları yaşayan Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'taki nüfuz mücadelesinde bu ülkelerle zaman zaman karşı karşıya geldi. Ancak son yıllarda Türkiye, hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini normalleştirme çabasında. Irak'ın ortak güvenlik konseyi önerisi, Türkiye'nin bölgesel istikrar hedefleriyle örtüşüyor; ancak Ankara, bu oluşumun dışında kalmak istemiyor. Türkiye, konseyin kapsamının genişlemesi halinde kendi güvenlik kaygılarının da dikkate alınmasını bekleyecek. Bu süreç, Türkiye'nin Orta Doğu'da oynadığı denge oyununu da etkileyebilir.