Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Irak'a ait bazı petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine kolaylık sağlandığını belirterek, stratejik su yolundaki gelişmelerin yalnızca Irak'ı değil, tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Bağdat'ta düzenlenen Sekizinci Bağdat Diyalog Konferansı'nda konuşan Amidi, Basra Körfezi'ndeki gerginliğin küresel enerji güvenliği açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
Amidi, konferanstaki konuşmasında, Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin normalleştirilmesine yönelik çabaların sürdüğünü, bu kapsamda bazı tankerlerin güvenli geçişinin sağlandığını söyledi. Ancak hangi ülkelerin veya kuruluşların bu kolaylığı sağladığına dair ayrıntı vermedi. Irak'ın günlük ortalama 3,3 milyon varil ham petrol ihraç ettiği ve bunun önemli bir kısmının Basra Körfezi üzerinden Hürmüz Boğazı'na ulaştığı biliniyor.
Irak, OPEC'in ikinci büyük üreticisi konumunda ve petrol gelirleri ülke bütçesinin yaklaşık yüzde 90'ını oluşturuyor. Bu nedenle, boğazdaki güvenlik riskleri Irak ekonomisi için doğrudan tehdit anlamına geliyor. Cumhurbaşkanı Amidi, “Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksaklık, sadece Irak'ın değil, tüm dünya ekonomisinin dengelerini bozabilir” dedi.
Konuşma, son haftalarda İran ile ABD arasında artan gerilimin gölgesinde gerçekleşti. İran'ın, nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle uluslararası yaptırımlara maruz kalması, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması tehdidini zaman zaman gündeme getiriyor. Amidi, bu tür tehditlerin bölge ülkeleri arasında diyalogla çözülmesi gerektiğini savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Her gün ortalama 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü bu boğazdan geçiyor. Bu nedenle, boğazdaki herhangi bir gerilim, küresel petrol fiyatlarını anında etkiliyor. Uzmanlar, boğazın kısmen kapatılmasının bile Brent petrol fiyatını varil başına 100 doların üzerine çıkarabileceğini hesaplıyor.
Irak'ın yanı sıra Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleri de petrol ihracatlarının büyük bölümünü bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Katar'ın sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının tamamı da bu güzergahı kullanıyor. Bu durum, boğazın güvenliğini yalnızca bölgesel bir mesele olmaktan çıkarıp küresel enerji arz güvenliğinin merkezine yerleştiriyor.
Amidi'nin açıklamaları, Irak'ın İran ile ABD arasındaki gerilimde arabuluculuk rolü üstlenme çabası olarak yorumlanıyor. Irak, her iki ülkeyle de ilişkilerini sürdüren nadir ülkelerden biri. Bağdat yönetimi, daha önce de bölgesel krizlerde diyalog çağrıları yaparak tarafları bir araya getirmeye çalışmıştı. Sekizinci Bağdat Diyalog Konferansı'na katılan bölgesel ve uluslararası temsilciler, bu tür toplantıların gerilimi azaltmada önemli bir platform olduğu konusunda hemfikir.
Öte yandan, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İran'ın insansız hava aracı ve füze kapasitesi, boğazdaki ticari gemiler için potansiyel risk oluşturmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda İran'ın ticari gemilere el koyması veya mayın döşeme iması, uluslararası deniz ticaretini tehdit etmişti. Şimdilik tansiyonun düşürülmesi için diplomatik mesajlar öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından yakından izlenmesi gereken bir konudur. Türkiye, ham petrol ve doğal gaz ithalatının önemli bir bölümünü Körfez ülkelerinden ve İran'dan temin etmektedir. Bu kaynakların büyük kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden ulaşmaktadır. Boğazda yaşanacak bir aksama, Türkiye'de enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefi, bölgedeki istikrara bağlıdır. Bu nedenle Ankara, boğazdaki gerilimin azaltılması için diplomatik girişimleri desteklemekte ve taraflar arasında arabuluculuk çabalarına katkı sunmaktadır. Irak'ın bu konudaki açıklamaları, bölgesel iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.