Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, İran yanlısı silahlı gruplara 30 Haziran'a kadar silahlarını bırakmaları için son tarih verdi. Irak hükümeti, uluslararası koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından, birçoğu İran tarafından desteklenen silahlı grupların ellerindeki silahları korumak için kullandıkları gerekçeden yoksun kalacağını düşünüyor. Bu karar, Irak'ın egemenliğini güçlendirme ve gayri resmi silahlı yapıları devlet kontrolü altına alma çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Irak, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun 2021'de savaş görevini sonlandırmasının ardından, koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesi için bir takvim üzerinde çalışıyordu. Ekim 2024'te Irak ve ABD, koalisyon güçlerinin kademeli olarak çekilmesi konusunda anlaşmaya vardı. Bu anlaşma kapsamında, Irak'taki koalisyon varlığının 2025 sonuna kadar sona ermesi planlanıyor. Bu süreçte, İran destekli gruplar koalisyonun varlığını kendilerine yönelik bir tehdit olarak göstererek silahlı yapılarını meşrulaştırıyordu.
Irak'ta Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) çatısı altında örgütlenen birçok grup, resmi olarak Irak güvenlik güçlerinin bir parçası gibi görünse de, bazıları bağımsız hareket ediyor ve İran'a yakınlıklarıyla biliniyor. Kataib Hizbullah, Asaib Ehl-i Hak ve Harakat Hizbullah el-Nujaba gibi gruplar, sık sık ABD ve koalisyon güçlerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçlanıyor. Bu gruplar, İran'ın bölgesel nüfuzunu artırmak için önemli bir araç olarak görülüyor.
Başbakan Sudani'nin açıklaması, Irak'ın iç siyasetinde dengelerin değiştiğine işaret ediyor. Sudani, göreve geldiğinden bu yana İran yanlısı gruplar ile ABD arasında denge politikası izlemeye çalışıyor. Ancak son dönemde, Irak'ın egemenliğini ve istikrarını ön planda tutan adımlar atıyor. Silahlı grupların devlet kontrolü dışında hareket etmesi, Irak'ın yeniden inşası ve yabancı yatırımın çekilmesi önünde önemli bir engel teşkil ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Irak'taki bu gelişme, Orta Doğu'da İran'ın etkisine karşı artan bir direncin parçası olarak okunabilir. Son yıllarda, İran'ın bölgesel politikaları, özellikle Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil gruplar aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, bölge ülkeleri arasında rahatsızlık yaratıyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, Irak'ın istikrarını destekleyerek İran'ın nüfuzunu dengelemeye çalışıyor.
ABD açısından, Irak'taki koalisyon güçlerinin çekilmesi, İran yanlısı grupların silahsızlandırılmasıyla birlikte yürütülmek isteniyor. Ancak bu süreç, İran'ın Irak'taki derin bağlarını göz önüne alındığında zorlu geçebilir. İran, Irak'taki siyasi ve askeri nüfuzunu korumak için çeşitli araçlara sahip. Öte yandan, Irak'ın silahlı grupları tamamen kontrol altına alması, ülkedeki Şii siyasi yapı içinde gerilimlere yol açabilir.
Uluslararası toplum, Irak'ın bu adımını egemenlik ve istikrar açısından olumlu karşılamakla birlikte, uygulamanın ne kadar etkili olacağını sorguluyor. Daha önce benzer silahsızlandırma girişimleri, grupların direnci nedeniyle başarısız olmuştu. Bu kez, koalisyon çekilmesinin yarattığı yeni koşullar, Sudani hükümetinin elini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak'taki İran yanlısı grupların silahsızlandırılması süreci, Türkiye'nin güvenliği ve bölgesel çıkarları açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, uzun süredir PKK ve uzantılarıyla mücadele ederken, Irak'ın kuzeyinde İran destekli grupların varlığı da endişe kaynağı. Bu grupların silahsızlandırılması, Irak merkezi hükümetinin otoritesini güçlendirerek Türkiye'nin Irak ile ilişkilerini olumlu etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın Irak üzerindeki nüfuzunun azalması, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarına alan açabilir. Ekonomik açıdan, istikrarlı bir Irak, Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yolları için güvenli bir ortam sağlar.