Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, geçen hafta Tahran'da İran dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katıldı. Bu hafta ise Washington'da Oval Ofis'te, Hamaney'in öldürülmesi emrini veren ABD Başkanı Donald Trump ile el sıkıştı. Bu görüntü, Irak'ın bölgesel güçler arasındaki zorlu denge politikasının en somut örneği oldu. Bağdat yönetimi, bir yandan Tahran ile derin ekonomik ve siyasi bağlarını sürdürürken, diğer yandan Washington ile stratejik ortaklığını korumak zorunda.
Gelişmenin Arkasındaki Diplomatik Manzara
Ali el-Zaidi, Hamaney'in cenaze töreninde en ön safta yer alarak İran'a bağlılığını göstermişti. Ancak sadece bir hafta sonra, ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmede Irak'ın güvenliği ve ekonomisi için ABD desteğinin önemini vurguladı. Görüşmenin ana gündemi, Irak'ta IŞİD sonrası dönemde istikrarın sağlanması ve ABD askeri varlığının geleceği oldu. Trump, Irak'ın İran'ın nüfuzundan kurtulması gerektiğini söylerken, el-Zaidi ise Irak'ın tüm komşularıyla dengeli ilişkiler kurma politikasını savundu.
Bu diplomatik dansın arka planında, ABD'nin 2020 yılında Bağdat'ta İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesi yatıyor. O dönemde Irak, ABD'nin egemenliğini ihlal ettiğini belirtmiş ve yabancı askerlerin çekilmesi talebinde bulunmuştu. Ancak IŞİD tehdidi ve ekonomik kriz, Bağdat'ı Washington ile işbirliğine zorluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
El-Zaidi'nin bu iki ziyareti, Ortadoğu'da değişen ittifakları da yansıtıyor. İran, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla nüfuzunu genişletirken, ABD ise Çin ve Rusya'ya karşı pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor. Irak gibi stratejik bir ülke, her iki taraf için de kritik öneme sahip. Taliban sonrası Afganistan'da olduğu gibi, Irak'ta da ABD'nin çekilmesi durumunda İran'ın nüfuzunun artabileceği endişesi var. Bu nedenle Washington, Bağdat'ı yanında tutmaya çalışırken, Tahran da Irak üzerinden ekonomik ve siyasi kazanımlarını sürdürmek istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak Başbakanı'nın hem Tahran hem de Washington ile eş zamanlı görüşmesi, Türkiye'nin Irak'taki çıkarları açısından doğrudan bir etki yaratabilir. Ankara, Irak'ın kuzeyinde PKK varlığına karşı operasyonlar düzenlerken, Bağdat'ın bölgesel dengeleri yönetme becerisi kritik. Ayrıca, İran'ın Irak üzerindeki etkisi Türkiye'nin Orta Doğu politikasını da etkiliyor. ABD-Irak ilişkilerindeki bu manevra, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik hamlelerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Özellikle Irak'taki enerji projeleri ve ticaret yolları, bu dengelerden doğrudan etkileniyor.