ABD'de bir federal yargıç, eski Başkan Donald Trump'ın, iş kayıtlarında tahrifat yapmaktan aldığı cezayı bozmak amacıyla davayı federal mahkemeye taşıma talebini reddetti. Bu karar, Trump'ın hukuki süreçteki manevra alanını daraltırken, davayı yeniden açma girişimlerine önemli bir darbe vurdu. Yargıç Alvin Hellerstein, Trump'ın iddia ettiği gibi başkanlık dokunulmazlığının bu davada geçerli olmadığına hükmetti ve dosyanın New York eyalet mahkemesinde kalmasına karar verdi.
Kararın Gerekçesi ve Yasal Çerçeve
Manhattan'daki federal bölge yargıcı Alvin Hellerstein, Perşembe günü yayımladığı kararda, Trump'ın başkanlık dokunulmazlığı iddiasının bu dava için geçerli olmadığını belirtti. Yargıç, Trump'ın avukatlarının, davayı federal mahkemeye taşıma talebinin, "davanın savunmasına ilişkin federal bir soru içermediğini" ve "Trump'ın başkanlık görevine ilişkin resmi eylemleriyle bağlantılı olmadığını" ifade etti. Kararda, sus payı ödemelerinin ve kayıt tahrifatının, Trump'ın başkanlık görevini değil, kişisel işlerini ilgilendirdiği vurgulandı. Bu, Trump'ın avukatlarının öne sürdüğü "eyalet düzeyindeki suçlamaların federal mahkemede görülmesi ve başkanlık dokunulmazlığı ile ilgili federal yasalara tabi olması gerektiği" tezini çürüttü.
Trump, 30 Mayıs'ta New York eyalet mahkemesinde jüri tarafından 34 ayrı suçtan suçlu bulunmuştu. Bu suçlamalar, 2016 başkanlık seçimleri öncesinde yetişkin film yıldızı Stormy Daniels'a yapılan sus payı ödemesinin, seçim harcaması olarak gizlenmesi ve iş kayıtlarının tahrif edilmesiyle ilgiliydi. Eski başkan, 11 Temmuz'da açıklanması beklenen ceza duruşması öncesinde, mahkumiyetin bozulması için bir dizi hukuki başvuruda bulunmuştu. Federal mahkemeye taşıma talebi de bu başvurulardan biriydi ve reddedilmesi, Trump'ın eyalet düzeyindeki mahkumiyetini federal düzeyde sorgulama umutlarını büyük ölçüde sona erdirdi.
Yargıç Hellerstein'ın Geçmiş Kararları ve Trump'ın Hukuki Stratejisi
Yargıç Hellerstein, daha önce de Trump'ın avukatlarının benzer bir talebini reddetmişti. 2023 yılında, dava federal mahkemeye taşınmadan önce verdiği bir kararda, sus payı ödemelerinin "başkanlık göreviyle ilgisi olmayan kişisel bir mesele" olduğunu belirtmişti. Trump'ın avukatları, bu kez Yüksek Mahkeme'nin 1 Temmuz'da verdiği bir kararı gerekçe göstererek yeni bir talep sunmuştu. Yüksek Mahkeme, bu kararında başkanların resmi eylemlerine ilişkin olarak "kapsamlı bir dokunulmazlık" tanımış, ancak resmi olmayan eylemleri için bu dokunulmazlığın geçerli olmadığını belirtmişti. Trump'ın avukatları, Yüksek Mahkeme'nin kararının, sus payı davasındaki bazı delillerin (örneğin Beyaz Saray'da geçirdiği dönemdeki sosyal medya paylaşımları) yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini öne sürmüştü.
Yargıç Hellerstein ise, kararında Yüksek Mahkeme'nin bu kararına atıfta bulunarak, "Yüksek Mahkeme'nin kararı, resmi eylemler ile resmi olmayan eylemler arasında net bir ayrım yapmıştır. Sus payı ödemeleri ve bunların kayıtlarının tahrif edilmesi, başkanlık görevinin resmi eylemleri kapsamında değildir" ifadelerini kullandı. Karar, Trump'ın hukuk ekibinin, Yüksek Mahkeme'nin son kararını kendi lehlerine kullanma umutlarına büyük bir darbe indirdi. Trump'ın sözcüsü Steven Cheung, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Bu karar, Yüksek Mahkeme'nin başkanlık dokunulmazlığına ilişkin kararının açıkça ihlalidir. Temyize gideceğiz" dedi. Ancak hukuk uzmanları, yargıcın kararının sağlam bir hukuki temele dayandığını ve temyizde de aynı sonucun alınmasının muhtemel olduğunu belirtiyor.
Küresel Yansımalar ve Siyasi Etkiler
Bu karar, yalnızca ABD hukuk sistemi içinde değil, küresel ölçekte de yankı buldu. Eski bir başkanın yargılanması ve mahkumiyetinin onanması, demokratik kurumların hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılığı açısından uluslararası bir örnek teşkil ediyor. Pek çok ülke, bu davayı ABD'deki siyasi kutuplaşmanın ve hukuk sisteminin bağımsızlığının bir testi olarak izliyor. Karar, Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerindeki iddiasını sürdürürken, hukuki sorunlarla boğuşmasına neden olan dört ayrı davanın seyrini de etkileyebilir. Trump, Georgia'da seçimlere müdahale, federal mahkemede gizli belgeleri saklama ve 6 Ocak Kongre baskınıyla ilgili davalarda da suçlanıyor. Bu davalardan bazıları, Trump'ın başkanlık dokunulmazlığı iddiaları nedeniyle sekteye uğramıştı. Yüksek Mahkeme'nin Temmuz ayındaki kararı, bu davalarda da başkanlık dokunulmazlığının kapsamına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu kararın Türkiye'ye doğrudan bir yansıması olmamakla birlikte, ABD'deki hukuki süreçlerin sonuçları küresel siyaseti etkileyebilir. Trump'ın hukuki mücadelesi, ABD'deki siyasi istikrarsızlığın bir göstergesi olarak algılanabilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde bu tür iç siyasi gelişmeleri yakından izlemektedir. Karar, ABD'nin hukuk sisteminin bağımsızlığına olan güveni artırabilir ve bu da uluslararası yatırımcıların ABD'ye olan güvenini olumlu etkileyebilir. Türkiye açısından asıl önemli olan, ABD'deki siyasi istikrarın küresel ekonomiye ve güvenlik mimarisine olan etkisidir. ABD'deki hukuki süreçlerin sonucu, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde öngörülebilirliği artırabilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin ABD'deki iç siyasi gelişmeleri, özellikle başkanlık seçimleri öncesinde, dikkatle takip etmesi beklenir.