Bir zamanlar kamuoyunda 'iptal edilmiş' olan ünlülerin Hollywood'a dönüş hızı, toplumsal hafızanın ne kadar kısa olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Komedyen Louis CK, yeni bir Netflix komedi özel programıyla geri dönerken, Kevin Spacey de 'çok daha hoş karşılandığını' söylüyor. Geçmişte cinsel taciz iddialarının yarattığı skandalların kariyerleri mahvetmesi beklenirken, bu tür olayların etkisinin giderek azaldığı görülüyor. Peki bu durum, toplumun adalet anlayışındaki bir değişimi mi yoksa kolektif unutkanlığı mı yansıtıyor?
İptal Kültürü Zayıflıyor mu?
Son yıllarda 'iptal kültürü' (cancel culture) kavramı, özellikle sosyal medyada güçlü bir şekilde tartışılıyordu. Ancak Louis CK ve Kevin Spacey gibi isimler, ciddi cinsel suçlamalara rağmen kısa sürede itibarlarını geri kazanmayı başardı. Louis CK, 2017'de birçok kadına karşı cinsel tacizde bulunduğunu kabul etmiş ve kariyeri neredeyse bitme noktasına gelmişti. Ancak şimdi, yeni bir Netflix özel programıyla seyirci karşısına çıkıyor. Kevin Spacey ise, 2017'deki cinsel taciz iddialarının ardından kariyeri dibe vurmuşken, son röportajlarında Hollywood'da kendini 'daha rahat' hissettiğini belirtiyor. Bu durum, kamuoyunun öfkesinin ne kadar sürdüğü konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Psikologlar, bu eğilimi 'toplumsal yorgunluk' olarak açıklıyor. Sürekli öfke ve kınamanın yerini zamanla unutkanlık alıyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, insanların gündemi meşgul eden olaylara karşı duyarsızlaştığı gözlemleniyor. Ayrıca, internetin kısa süreli hafızası da bu süreci hızlandırıyor. Bir skandal patlak verdiğinde, bir sonraki büyük olay onu hızla gölgede bırakıyor.
Bu dönüşlerin ardında yatan bir diğer faktör ise sektörün ekonomik dinamikleri. Hollywood, yetenek havuzunun sınırlı olduğu bir endüstri. Louis CK ve Kevin Spacey gibi isimler, hem oyunculuk hem de yapımcılık alanında büyük deneyime sahip. Yapım şirketleri, bu isimlerin izleyici çekme potansiyelini, geçmiş suçlamaların yarattığı riskten daha ağır buluyor. Özellikle streaming platformları, abone sayılarını artırmak için tartışmalı isimlerle çalışmaktan çekinmiyor. Netflix, Louis CK ile anlaşarak bu eğilimin somut bir örneğini sunuyor.
Bu durum, toplumsal bir ikilemi de beraberinde getiriyor: Bir yandan, ikinci şans verilmesi gerektiği düşüncesi, diğer yandan mağdurların sesinin duyulmaması endişesi. Özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden aday olmasıyla birlikte, iptal kültürünün gerçekten etkili olup olmadığı sorgulanmaya başlandı. Bazı yorumcular, bu durumun 'hesap sorulabilirlik' kavramını zayıflattığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir eğilim gözlemleniyor. Özellikle sosyal medya skandalları ve ünlülerin kariyer dönüşleri, Batı ile benzer dinamikler taşıyor. Ancak Türkiye'de bu süreç, genellikle hukuki süreçlerin tamamlanmamasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Türk kamuoyu, medya ve diziler aracılığıyla ünlülere hızlıca affedici bir tutum sergileyebiliyor. Bu, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi açısından sorunlu bir durum yaratıyor. Küresel anlamda ise, bu eğilim, hesap sorulabilirliğin zayıflamasına ve güçlü figürlerin suçlarının cezasız kalmasına yol açabilir.