Instagram ve diğer sosyal medya platformlarında kadın sağlığına dair içerik üreten kullanıcılar, 'hamilelik' gibi tamamen tıbbi terimlerin kullanımının bile hesaplarının cezalandırılmasına, yani 'gölgelenmesine' (shadowban) yol açtığını belirtiyor. Konuyla ilgili şikayetler son dönemde artarken, platformların algoritmalarının ve topluluk kurallarının kadın sağlığı bilgilendirmesini nasıl etkilediği tartışılıyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında bilgiye erişimi kısıtlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Gölgeleme Nedir, Nasıl Uygulanıyor?
Gölgeleme (shadowban), bir sosyal medya platformunun kullanıcıya herhangi bir bildirimde bulunmadan içeriklerinin görünürlüğünü kısıtlaması anlamına geliyor. Kullanıcı, paylaşımlarının normal şekilde görüntülendiğini düşünürken, aslında gönderileri keşfet sayfasında veya arama sonuçlarında çıkmıyor, hatta takipçilerinin akışında bile daha az görünebiliyor. Bu durum, özellikle geçimini içerik üreterek sağlayan kişiler için ciddi bir gelir kaybı ve erişim düşüşü anlamına geliyor.
Son aylarda birçok kadın sağlığı içerik üreticisi, hamilelik, adet döngüsü, doğum kontrolü, cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi konularda paylaştıkları bilgiler nedeniyle hesaplarının kısıtlandığını iddia ediyor. Bazı üreticiler, 'hamilelik' kelimesini kullanmak yerine 'hamilelik' yazmak zorunda kaldıklarını, hatta 'p' harfi ile başlayan sansürleme yöntemlerine başvurduklarını söylüyor. Bu durum, platformların otomatik moderasyon sistemlerinin bu tür kelimeleri yanlışlıkla müstehcen veya politik olarak hassas içerik olarak işaretleyebilmesinden kaynaklanıyor olabilir.
Meta (Facebook ve Instagram'ın sahibi) sözcüleri, cinsiyet ve üreme sağlığına ilişkin içeriklerin platform politikalarına uygun olduğunu ve bu tür içeriklerin gölgelenmediğini savunuyor. Ancak şirket, algoritmaların nasıl çalıştığına dair şeffaf veri sağlamadığı için iddiaların doğruluğu bağımsız olarak doğrulanamıyor. Bazı üreticiler, itirazlarının ardından hesaplarının eski haline döndüğünü belirtirken, birçoğu hala sorun yaşadığını ifade ediyor.
Kadın Sağlığı Bilgilendirmesinde Küresel Etki
Bu tür sansür iddiaları sadece Türkiye'ye özgü değil; dünya genelinde kadın sağlığı aktivistleri ve eğitmenleri benzer sorunlarla karşılaşıyor. Özellikle muhafazakâr toplumlarda, cinsel eğitim ve üreme sağlığı bilgilerine erişim zaten kısıtlıyken, sosyal medyanın bu alandaki rolü daha da kritik hale geliyor. Platformların belirsiz kuralları ve otomatik moderasyonu, kullanıcıları kendi kendini sansürlemeye iterek bilgi kirliliğine ve yanlış bilgilendirmeye yol açabiliyor.
Uzmanlar, sosyal medya şirketlerinin bu konuda daha şeffaf olması ve kadın sağlığı içeriklerine yönelik ayrımcı uygulamaları önlemesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, kullanıcıların itiraz mekanizmalarının etkin çalışmaması, mağduriyetleri artırıyor. Konuyla ilgili olarak bazı sivil toplum kuruluşları, platformlara yönelik şikayetlerini artırırken, düzenleyici kurumların da devreye girmesi talep ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de kadın sağlığına yönelik dijital içerikler, özellikle gençler ve kadınlar için önemli bir bilgi kaynağı. Instagram gibi platformlarda yaşanan sansür iddiaları, Türkiye'de zaten hassas olan üreme sağlığı ve cinsel eğitim konularında bilgiye erişimi daha da zorlaştırabilir. Bu durum, kamu sağlığı açısından risk oluştururken, aynı zamanda ifade özgürlüğü ve dijital haklar tartışmalarını da gündeme getiriyor. Türkiye'deki içerik üreticileri, benzer sorunlarla karşılaştıklarında hukuki yollara başvurmakta zorlanıyor. Düzenleyici kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), platformların şeffaflığı konusunda adım atmadığı sürece, bu tür mağduriyetlerin artması muhtemel. Ayrıca, Türkiye'nin dijital platformlara yönelik düzenlemeleri, kadın sağlığı bilgilendirmesini koruyacak şekilde şekillendirilmeli.