İnsan hakları örgütleri, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) diplomatı Lana Nusseibeh'in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği adaylığına karşı çıkarak ülkelere bu adaylığı reddetme çağrısı yaptı. Örgütler, Abu Dabi'nin Sudan'daki paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) finanse ettiği iddialarını gerekçe gösteriyor. BAE ise suçlamaları reddediyor. 48 yaşındaki Nusseibeh, BM'nin ilk kadın Genel Sekreteri olma hedefiyle yarışa girmiş durumda.
Nusseibeh'in adaylığı ve tartışmaların arka planı
Lana Nusseibeh, BAE'nin BM Daimi Temsilcisi olarak görev yapıyor ve BM Genel Sekreterliği için adaylığını açıklayan isimler arasında yer alıyor. Ancak insan hakları örgütleri, Nusseibeh'in adaylığının BAE'nin Sudan'daki rolü nedeniyle sorunlu olduğunu savunuyor. Özellikle, BAE'nin Sudan'da devam eden çatışmada HDK'ya silah ve mali destek sağladığı yönündeki iddialar, bu karşıtlığın temelini oluşturuyor. BM uzmanları ve çeşitli uluslararası kuruluşlar, BAE'nin HDK'ya lojistik destek sağladığına dair raporlar yayınlamıştı. BAE yönetimi ise bu iddiaları defalarca reddederek, Sudan'daki çatışmaya taraf olmadığını ve barışçıl bir çözümden yana olduğunu belirtiyor.
İnsan hakları grupları, BM Genel Sekreteri'nin tarafsızlığı ve insan haklarına bağlılığı açısından Nusseibeh'in uygun bir aday olmadığını öne sürüyor. Örgütler, BAE'nin Sudan'daki savaşta işlenen olası savaş suçlarına dolaylı katılımı nedeniyle, BM'nin en üst düzey yetkilisinin bu ülkeden bir diplomat olmasının kurumun güvenilirliğine zarar vereceğini savunuyor. Ayrıca, Nusseibeh'in BAE'nin BM'deki temsilcisi olarak bu tür iddiaları savunmak zorunda kalabileceği ve bunun da BM'nin tarafsızlığını gölgeleyebileceği ifade ediliyor.
BM Genel Sekreterliği seçimi, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin veto yetkisi nedeniyle karmaşık bir süreç. Şu ana kadar resmi olarak açıklanmış bir aday listesi bulunmuyor, ancak çeşitli ülkelerden diplomatların isimleri geçiyor. Nusseibeh'in adaylığı, özellikle kadın liderliğini teşvik etme açısından önemli görülse de, insan hakları örgütlerinin itirazları gölgesinde ilerliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki çatışma, Nisan 2023'ten bu yana ordu ile HDK arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor ve binlerce sivilin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. BAE'nin HDK'ya desteği iddiaları, özellikle Batılı ülkeler ve insan hakları kuruluşları tarafından sık sık dile getiriliyor. BAE, aldığı bu tür eleştirilere karşı, insani yardım ve barış çabalarına vurgu yapıyor.
BM Genel Sekreterliği için adaylık süreci, geleneksel olarak bölgesel rotasyon ilkesine göre şekilleniyor. Bir sonraki Genel Sekreter'in Doğu Avrupa grubundan olması bekleniyordu ancak diğer bölgelerden de adaylar çıkabiliyor. Nusseibeh'in adaylığı, Körfez ülkelerinin BM'deki etkinliğini artırma çabası olarak da yorumlanabilir. Ancak insan hakları örgütlerinin kampanyası, bu tür bir adaylığın önünde ciddi bir engel oluşturuyor.
Uluslararası kamuoyunda BAE'nin Sudan politikasına yönelik eleştiriler, ülkenin küresel imajını etkiliyor. Nusseibeh gibi deneyimli bir diplomatın adaylığı, bu eleştirilerin gölgesinde kalabilir. BM Genel Sekreteri seçimi, Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin onayını gerektirdiğinden, ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin BAE'nin Sudan'daki rolüne ilişkin tutumu belirleyici olacak. İnsan hakları örgütlerinin çağrısı, bu ülkelere yönelik bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki çatışmada tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da BAE'nin HDK'ya desteği iddiaları, bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, Sudan'da barış ve istikrarın korunmasına vurgu yaparken, BAE ile ilişkilerini de yönetmek durumunda. Nusseibeh'in adaylığına yönelik itirazlar, BM'nin tarafsızlığı ve insan hakları standartları açısından Türkiye'nin BM içindeki pozisyonunu etkileyebilir. Türkiye, BM Genel Sekreterliği seçiminde bölgesel temsil ve şeffaflık ilkelerini savunagelmiştir. Bu gelişme, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde ve BM reformu tartışmalarında dikkate alacağı bir faktör olabilir.