İngiltere ve Galler'deki banliyö trenlerinde yolcu yoğunluğu, hükümetin artan kapasite yatırımları sayesinde geçen yıl bir önceki yıla göre hafif bir düşüş gösterdi. Ancak, özellikle Londra ve Güneydoğu bölgesindeki bazı hatlar, sabah ve akşam pik saatlerinde hâlâ aşırı kalabalık olmaya devam ediyor. Ulaştırma Bakanlığı tarafından yayımlanan verilere göre, en yoğun 10 banliyö hattı belirlendi. Bu hatlar arasında, yolcuların yüzde 6,8'inin kapasitenin üzerinde seyahat ettiği Londra'daki Thameslink hattı ilk sırada yer alıyor.
Artan Kapasiteye Rağmen Yoğunluk Sürüyor
Hükümet yetkilileri, geçtiğimiz yıl boyunca filoya eklenen yeni vagonlar ve sefer saatlerinin yeniden düzenlenmesiyle birlikte toplam kapasitenin arttığını ve bu sayede genel yoğunluğun bir önceki yıla göre yüzde 0,4 oranında azaldığını açıkladı. Ancak, özellikle büyük şehirlerdeki banliyö hatlarında yaşanan yoğunluk, yolcular için hâlâ ciddi bir sorun oluşturmaya devam ediyor. İngiltere ve Galler'deki tüm banliyö trenlerinde yolculuk edenlerin ortalama yüzde 3,6'sı kapasitenin üzerinde seyahat ederken, bu oran Londra ve Güneydoğu bölgesinde yüzde 4,8'e kadar çıkıyor. En kötü durumda olan hatlarda ise bu oran yüzde 10'un üzerine çıkabiliyor.
Listede ikinci sırada, Londra'nın kuzeyinden geçerek şehir merkezine ulaşan Great Northern hattı yer alıyor. Bu hattı, İngiltere'nin güneyindeki popüler tatil beldelerine hizmet veren Southern ve Güney Batı'daki South Western Railway hatları takip ediyor. Özellikle sabah 8.00-9.00 saatleri arasında ve akşam 17.00-18.00 saatleri arasında yoğunluğun zirve yaptığı belirtiliyor. Ulaştırma Bakanlığı'nın raporu, bu durumun ekonomik verimlilik üzerinde de olumsuz etkileri olduğuna dikkat çekiyor.
Kalabalık Trenlerin Bölgesel ve Küresel Yansımaları
İngiltere'deki bu tablo, dünya genelinde büyük şehirlerdeki toplu taşıma sorunlarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle pandemi sonrası artan talep, birçok ülkede demiryolu altyapısının yetersiz kaldığını ortaya koydu. Ulaştırma uzmanları, hükümetlerin yalnızca yeni vagon almak yerine, sinyalizasyon sistemlerinin modernizasyonu ve hat kapasitesinin artırılması gibi uzun vadeli çözümlere odaklanması gerektiğini vurguluyor. İngiltere'de hükümet, 2050 yılına kadar demiryolu ağını sıfır karbon emisyonlu hale getirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, elektrikli trenlere geçiş ve hidrojen yakıt hücreli trenlerin test edilmesi gibi projeler devam ediyor. Ancak, bu yatırımların tamamlanmasının yıllar alacağı ve bu süreçte mevcut yoğunluğun devam edeceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki banliyö tren yoğunluğu, Türkiye'nin büyük şehirlerindeki toplu taşıma sorunlarına ışık tutuyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde yaşanan kalabalık, benzer bir tabloya işaret ediyor. Türkiye'nin son yıllarda yaptığı raylı sistem yatırımları, özellikle Marmaray ve Başkentray gibi projelerle kapasiteyi artırsa da, hızlı nüfus artışı ve göç, ihtiyacın daha da büyümesine neden oluyor. İngiltere'deki deneyim, kapasite artışının tek başına yeterli olmadığını; akıllı ulaşım sistemleri, sefer sıklıklarının optimize edilmesi ve alternatif ulaşım modlarının teşvik edilmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, toplu taşıma yatırımlarının çevre hedefleriyle entegre edilmesi, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikaları açısından da önemli bir ders niteliği taşıyor.