Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve sivil özgürlükler savunucusu kuruluşlar, İngiltere hükümetinin Filistin yanlısı eylemci grup Palestine Action'ı yasaklama kararının İngiliz mahkemesi tarafından onaylanmasına sert tepki gösterdi. Pazartesi günü yapılan açıklamalarda, bu kararın terörle mücadele yasalarının endişe verici bir şekilde genişletilmesi anlamına geldiği ve protesto hakkını tehdit ettiği vurgulandı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, karar İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın geçen yıl aldığı yasağı, Yüksek Mahkeme'nin onaylamasıyla kesinleşti.
Kararın arka planı ve hukuki dayanak
Palestine Action, İsrail'in Filistin topraklarını işgaline karşı doğrudan eylemler düzenleyen, İngiltere merkezli bir grup. Grup, özellikle İsrail savunma şirketi Elbit Systems'in İngiltere'deki fabrikalarına yönelik baskınlar ve mülk tahribatıyla biliniyor. İngiltere hükümeti, grubun faaliyetlerinin "terörizm” olarak nitelendirilebileceğini savunarak, 2024 yılında Palestine Action'ı yasaklı örgütler listesine almıştı. Grup, bu karara karşı hukuki itirazda bulunmuş, ancak Yüksek Mahkeme, içişleri bakanlığının kararını yerinde bularak itirazı reddetti.
Mahkeme kararında, Palestine Action'ın eylemlerinin "şiddet içerdiği” ve "kamu düzenini bozduğu” gerekçesiyle yasağın meşru olduğu belirtildi. Ancak insan hakları örgütleri, bu gerekçenin çok geniş yorumlanabileceğini ve barışçıl protestoları da kapsayabilme riski taşıdığını ifade ediyor. Amnesty International yetkilileri, "Bir grubu terör örgütü ilan etmek, yalnızca silahlı şiddet kullanan gruplar için uygulanmalıdır. Palestine Action'ın eylemleri, ne kadar radikal olsa da, terör tanımına girmez" dedi. Sivil özgürlükler derneği Liberty ise, kararın "protesto hakkının aşındırılması” olduğunu savundu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu karar, yalnızca İngiltere'deki Filistin dayanışmasını değil, aynı zamanda Batı ülkelerinde artan Filistin yanlısı protestolara yönelik baskıları da gündeme getiriyor. Son yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika'da, İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin artan duyarlılıkla birlikte, Filistin yanlısı grupların faaliyetleri daha sıkı denetim altına alınmaya başlandı. Almanya, Fransa ve ABD'de benzer yasaklama girişimleri yaşanırken, İngiltere'deki bu karar emsal teşkil edebilir. Öte yandan, kararın İsrail hükümeti tarafından memnuniyetle karşılandığı belirtiliyor. İsrail yetkilileri, Palestine Action'ı "Yahudi karşıtı ve şiddet yanlısı” olarak nitelendiriyor.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer sivil toplum kuruluşları, kararın küresel çapta ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı üzerinde caydırıcı bir etkisi olabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle İsrail işgaline karşı düzenlenen protestoların, "terörle mücadele” kapsamında değerlendirilmesinin, meşru siyasi muhalefeti baskılamak için kullanılabileceği endişesi dile getiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel ve siyasi olarak güçlü destek veren bir ülke olarak, bu tür yasaklama kararlarını yakından izlemektedir. İngiltere'nin Palestine Action kararı, Türkiye'de Filistin yanlısı sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine yönelik olası uluslararası baskılar açısından bir uyarı niteliği taşımaktadır. Ayrıca, terör tanımının genişletilmesi, Türkiye'nin terörle mücadele yasalarına benzer yaklaşımların uluslararası alanda meşrulaştırılması riskini doğururken, Ankara'nın kendi güvenlik politikalarında ifade özgürlüğü dengesi konusunda dikkatli olması gerektiğini göstermektedir. Bu karar, Batı ülkelerinde Filistin dayanışmasına yönelik artan baskının bir parçası olarak değerlendirilebilir.