İngiltere ve Galler'de mevcut veya eski partnerlerini öldüren suçlular, daha önce uygulanan 15 yıllık asgari hapis cezasının yerine artık en az 25 yıl cezaevinde kalacak. Bu değişiklik, mağdur annelerinin yedi yıl süren kampanyasının ardından yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme, aile içi cinayetlerin daha ağır cezalandırılmasını ve toplumda bu tür suçlara karşı caydırıcılığın artırılmasını hedefliyor.
Arka plan: Anne kampanyası ve hukuki değişim
Değişiklik, kızları aile içi şiddet sonucu hayatını kaybeden annelerin oluşturduğu "Carrie'nin Babaları" ve "İsimsizler" gibi grupların yoğun lobi faaliyetleri sonucu geldi. Kampanyacılar, mevcut cezaların yetersiz olduğunu ve failin mağdurla olan ilişkisinin önceden tasarlanmış cinayetler kadar ağır ele alınması gerektiğini savundu. İngiltere Başbakanı, yasayı "aile içi şiddete karşı sıfır tolerans" olarak nitelendirirken, Adalet Bakanı ise "Bu yasa, kurbanların sesini duyuruyor ve faillere net bir mesaj gönderiyor" dedi.
Yeni yasa, yalnızca partner veya eski partner cinayetlerini kapsıyor; diğer aile içi şiddet suçları için mevcut cezalar korunuyor. Uzmanlara göre, bu düzenleme İngiltere'de kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir adım, ancak cezaların caydırıcılığı kadar önleyici tedbirlerin de geliştirilmesi gerekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin bu adımı, Avrupa'da aile içi cinayetlere yönelik cezaların ağırlaştırılması trendinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda Fransa, İspanya ve Almanya da benzer yasal düzenlemeler yapmıştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde kadın cinayetlerinin yüzde 58'i partner veya aile üyeleri tarafından işleniyor. Bu nedenle uzmanlar, ulusal yasaların yanı sıra küresel iş birliği ve veri paylaşımının da önemine dikkat çekiyor. İngiltere'deki bu yasa, diğer ülkelere örnek teşkil edebilecek bir model olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri ciddi bir toplumsal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. İngiltere'nin partner cinayetlerinde asgari cezayı 25 yıla çıkarması, Türkiye'deki benzer tartışmalar için referans olabilir. Türkiye'de 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı gibi gelişmeler, aile içi şiddetle mücadelede farklı yaklaşımları gündeme getirmiştir. İngiltere'deki bu yasal düzenleme, caydırıcılık açısından Türkiye'deki yasa koyucular ve sivil toplum kuruluşları için önemli bir örnek teşkil edebilir. Ancak her ülkenin hukuk sistemi ve toplumsal dinamikleri farklı olduğundan, doğrudan uyarlamaktan ziyade, yerel ihtiyaçlara göre değerlendirilmesi daha sağlıklı olacaktır.