1955 yılında İngiltere'de idam edilen son kadın olan Ruth Ellis, ölümünden 71 yıl sonra koşullu af aldı. Ellis, 28 yaşındayken kendisine şiddet uygulayan partneri David Blakely'yi öldürmekten suçlu bulunmuş ve asılarak infaz edilmişti. İngiltere'de 1955 yılında idam edilen Ellis, dönemin tartışmalı yargı kararlarına ve cinsiyet eşitsizliğine dair bir sembol haline geldi. Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı karar, Ellis'in ailesinin uzun yıllardır süren kampanyası sonucunda alındı.
Ruth Ellis Davasının Arka Planı
Ruth Ellis, 9 Ekim 1926'da doğdu. Genç yaşta dansçı olarak çalışmaya başlayan Ellis, 1950'lerde Londra'da bir gece kulübünde müdirelik yaparken David Blakely ile tanıştı. İlişkileri kısa sürede şiddet dolu bir hal aldı. Blakely'nin sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı Ellis, 10 Nisan 1955'te Blakely'i bir arabanın önünde tabancayla vurarak öldürdü. Duruşmada Ellis'in maruz kaldığı şiddet ve travma yeterince dikkate alınmadı. Jüri, Ellis'i cinayetten suçlu buldu ve ölüm cezasına çarptırıldı. Dönemin İçişleri Bakanı Gwilym Lloyd George, af talebini reddetti ve Ellis, 13 Temmuz 1955'te Londra'daki Holloway Hapishanesi'nde asıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ellis'in idamı, İngiltere'de idam cezasının kaldırılmasına yönelik tartışmaları körükledi. 1965 yılında idam cezası cinayet suçu için geçici olarak kaldırıldı ve 1969'da kalıcı hale getirildi. Ellis'in davası, kadına yönelik şiddet ve hukuki süreçlerde cinsiyet ayrımcılığı konularında uluslararası bir sembol oldu. Özellikle kadın hakları örgütleri, Ellis'in koşullu af almasını adaletin bir zaferi olarak nitelendirdi. Bu karar, tarihsel adaletsizliklerin düzeltilmesi ve hukuki sistemlerin geçmişteki hatalarıyla yüzleşmesi açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de idam cezası 2004 yılında Anayasa değişiklikleriyle kaldırılmış olup, Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında bu adım atılmıştı. Ruth Ellis davası, adalet sistemlerinde geçmiş hataların düzeltilmesi ve kadına yönelik şiddetle mücadelede hukuki çerçevenin önemini hatırlatmaktadır. Türkiye'de de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet mağdurlarının yargı süreçlerinde yaşadığı sorunlar benzer tartışmaları gündeme getirmektedir. Bu tür uluslararası örnekler, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ve hukukçular için referans niteliği taşıyabilir. Ayrıca, idam cezasının tartışmalı olduğu dönemlerde Türkiye'de de benzer infazlar yaşanmış olup, bu karar uluslararası kamuoyunda adalet ve insan hakları algısını güçlendirmektedir.