İngiltere'de yapılan bir kamuoyu araştırması, vergi mükelleflerinin büyük teknoloji şirketlerine uygulanan vergilerin artırılması yönünde güçlü bir talep olduğunu ortaya koydu. Ankete katılanların üçte ikisi, Meta (Facebook'un sahibi), Google ve Amazon gibi küresel teknoloji devlerinden alınan yüzde 2'lik dijital hizmet vergisinin yükseltilmesini destekliyor. Bu sonuçlar, hükümetin kurumlar vergisi politikalarına ilişkin önemli bir kamuoyu mesajı olarak değerlendiriliyor.
Anketin ayrıntıları ve vergi talebinin arka planı
IPSOS tarafından gerçekleştirilen ve 2.000'den fazla kişinin katıldığı ankette, katılımcıların yüzde 67'si büyük teknoloji şirketlerine uygulanan mevcut yüzde 2'lik dijital hizmet vergisinin artırılması gerektiğini belirtti. Sadece yüzde 12'lik bir kesim verginin düşürülmesini savunurken, yüzde 21 ise mevcut seviyenin korunmasından yana oldu. Araştırma, özellikle düşük gelirli hanelerde yaşayanların daha yüksek oranda vergi artışı talep ettiğini gösterdi. Ayrıca, 18-34 yaş arası gençlerin yüzde 74'ü vergi artışını desteklerken, 65 yaş üstünde bu oran yüzde 58'e düştü.
Mevcut dijital hizmet vergisi, 2020 yılında İngiltere tarafından uygulamaya konuldu ve küresel cirosu 500 milyon sterlinin üzerinde olan, Birleşik Krallık'tan en az 25 milyon sterlin gelir elde eden arama motorları, sosyal medya platformları ve çevrimiçi pazaryerlerini kapsıyor. Vergi, şirketlerin İngiltere'de elde ettikleri gelirler üzerinden hesaplanıyor ve hükümete yılda yaklaşık 360 milyon sterlin ek gelir sağlıyor. Ancak eleştirmenler, bu verginin küresel bir uzlaşının parçası olarak geçici olduğunu ve OECD bünyesinde yürütülen uluslararası vergi reformu müzakerelerinin ardından kaldırılması gerektiğini savunuyor.
Küresel ve bölgesel boyut: Vergi rekabeti ve adalet tartışmaları
İngiltere'deki bu talep, dünya genelinde büyük teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesine yönelik artan bir baskının parçası olarak görülüyor. Avrupa Birliği ülkeleri, dijital hizmet vergisi konusunda farklı yaklaşımlar benimsemiş durumda. Fransa, İtalya, İspanya ve Avusturya gibi ülkeler kendi dijital vergilerini uygulamaya koyarken, Almanya ve İrlanda gibi ülkeler daha temkinli bir tutum sergiliyor. ABD ise bu tür tek taraflı vergilendirmelere karşı çıkarak, OECD bünyesinde küresel bir çözüm bulunması gerektiğini vurguluyor. OECD'nin 'Sütun 1' ve 'Sütun 2' olarak bilinen reform paketi, büyük dijital şirketlerin vergilendirme haklarının yeniden dağıtılmasını ve küresel asgari kurumlar vergisi oranını belirlemeyi hedefliyor. Ancak müzakerelerin yavaş ilerlemesi, ülkeleri geçici de olsa kendi önlemlerini almaya itiyor.
Bu gelişme, küresel vergi rekabeti ve adalet tartışmalarını da alevlendiriyor. Büyük teknoloji şirketleri, genellikle düşük vergi oranlarına sahip ülkelerde (örneğin İrlanda, Lüksemburg) kârlarını kaydırarak vergi yüklerini minimize etmekle eleştiriliyor. İngiltere'deki anket sonuçları, halkın bu duruma karşı duyarlılığını ve hükümetten daha adil bir vergi sistemi beklentisini gösteriyor. Eğer İngiltere vergiyi artırırsa, diğer ülkelerin de benzer adımlar atması muhtemel. Bu durum, teknoloji devlerinin küresel vergi stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden olabilir. Ayrıca, ABD'nin tepkisi de önemli bir faktör; Washington, kendi şirketlerini hedef alan vergilere karşı misilleme yapmakla tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu gelişme, Türkiye için de önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye de dijital hizmet vergisi uygulayan ülkeler arasında yer alıyor ve 2020'den bu yana yüzde 7,5 oranında bir vergi alıyor. İngiltere örneği, Türkiye'nin mevcut vergi oranını yeniden değerlendirmesine veya uluslararası müzakerelerde elini güçlendirmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, küresel bir vergi reformu sağlanması durumunda Türkiye'nin de bu sürece uyum sağlaması gerekecek. Öte yandan, Türkiye'deki teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesi, yerli dijital ekonominin rekabet gücü açısından hassas bir denge gerektiriyor. Bu haber, Türk kamuoyunda da benzer taleplerin gündeme gelmesine yol açabilir. Sonuç olarak, İngiltere'deki kamuoyu baskısı, küresel vergi politikalarının seyrini etkileyebilir ve Türkiye de bu sürecin bir parçası olarak pozisyonunu belirlemek durumunda kalacaktır.