Londra'da 10 Haziran'da Bloomberg.com abonelerine özel bir etkinlikte bir araya gelen eski Başbakanlık Sözcüsü Alastair Campbell ve eski Brexit Bakanı Sir Jacob Rees-Mogg, 2036 yılına gelindiğinde Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceğini değerlendirdi. The Rest Is Politics podcast'inin ortak sunucusu Campbell ile GB News kanalında program yapan Rees-Mogg, Brexit sonrası on yılı aşkın süredir devam eden ticari ve diplomatik gerilimlerin yerini daha derin bir iş birliğine bırakıp bırakmayacağını tartıştı. Etkinlik, Bloomberg'in Londra ofisinde gerçekleşti ve oturumu gazeteci Mishal Husain yönetti.
Brexit Sonrası İlişkilerin Geleceği
Campbell ve Rees-Mogg, 2036 vizyonları konusunda farklı tahminlerde bulundu. Eski İşçi Partisi stratejisti Campbell, siyasi rüzgarların değişeceğini ve İngiltere'nin AB ile daha sıkı bağlar kuracağını öne sürdü. Buna karşılık Muhafazakar Parti'nin önde gelen Brexit savunucularından Rees-Mogg, egemenliğin korunması koşuluyla pragmatik iş birliğinin mümkün olduğunu ancak tam üyelik ya da gümrük birliğine dönüşün söz konusu olmadığını söyledi. İkili, özellikle savunma, güvenlik ve iklim değişikliği alanlarında ortak çıkarların bulunduğunu, ancak balıkçılık ve mali düzenlemeler gibi konularda anlaşmazlıkların devam edeceğini ifade etti. Bloomberg abonelerine yönelik bu kapalı oturumda, katılımcıların soruları da alındı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere-AB ilişkilerinin 2036'daki seyri, sadece iki tarafı değil, küresel dengeleri de etkileyecek. Campbell, Çin ve ABD'nin yükselişi karşısında Avrupa'nın birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgularken, Rees-Mogg ise İngiltere'nin Hint-Pasifik'e yönelik ticaret anlaşmalarının önemine dikkat çekti. İkili, ABD seçimlerinin ve Ukrayna savaşının uzun vadeli sonuçlarının, İngiltere'nin kıta Avrupası ile ilişkilerini şekillendireceği konusunda hemfikirdi. Ayrıca, yapay zeka ve yeşil enerji gibi teknolojik dönüşüm alanlarında AB ile ortak standartlar belirlenmesinin her iki tarafın da çıkarına olduğu belirtildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere-AB ilişkilerinin geleceği, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi müzakereleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Londra ile Brüksel arasında 2036'ya kadar daha derin bir iş birliği sağlanması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir denge arayışını etkileyebilir. Brexit sonrası İngiltere ile ticaret hacmini artırmaya çalışan Ankara, AB'ye entegrasyon sürecinde bu ülkenin oynayacağı role de dikkat kesilmiş durumda. Rees-Mogg'un egemenlik vurgusu, Türkiye'nin de zaman zaman dile getirdiği bağımsız dış politika söylemiyle benzerlik gösteriyor. Ancak savunma ve güvenlik alanlarındaki olası İngiltere-AB ortaklığı, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünü doğrudan etkileyecektir.