LONDRA, 30 Eylül - İngiltere'deki üniversitelerde antisemitizm artışta. Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırıların öncesine kıyasla olaylarda yaklaşık %80 artış kaydedildi. Bu veriler, İngiltere'nin Yahudi toplumuna güvenlik danışmanlığı sağlayan bir yardım kuruluşunun çarşamba günü yayımladığı rapora dayanıyor. Rapor, üniversite kampüslerinde Yahudi öğrencilere yönelik sözlü taciz, sosyal medyada nefret söylemi ve fiziksel saldırı girişimlerinin ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Raporu hazırlayan kuruluş, İngiltere'deki Yahudi cemaatine yönelik güvenlik ihtiyaçlarını değerlendirmek üzere faaliyet gösteriyor. Kuruluşun verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana üniversitelerde bildirilen antisemit olayların sayısı, önceki yılın aynı dönemine göre neredeyse iki katına çıktı. Olaylar arasında öğrencilere yönelik tehdit mesajları, kampüs duvarlarına yazılan nefret içerikli grafitiler, Yahudi öğrenci birliklerine yapılan saldırılar ve bazı akademisyenlerin derslerinde Yahudi karşıtı söylemlerde bulunması yer alıyor.
İngiltere'deki üniversiteler, uzun yıllardır çeşitlilik ve kapsayıcılık politikalarıyla bilinirken, son dönemde Orta Doğu'daki gerilimin kampüslere taşınması endişe yaratıyor. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasının yeniden alevlenmesiyle birlikte, bazı öğrenci grupları arasında kutuplaşma arttı. Yahudi öğrenciler, kendilerini güvende hissetmediklerini ve bazı derslerde açıkça hedef alındıklarını belirtiyor.
Kuruluşun raporunda, üniversite yönetimlerinin olaylara yeterince hızlı müdahale etmediği ve şikayet mekanizmalarının etkisiz kaldığı vurgulanıyor. Rapora göre, birçok öğrenci yaşadığı ayrımcılığı bildirmekten çekiniyor; çünkü şikayet etmeleri halinde daha fazla hedef olmaktan korkuyor. Ayrıca, bazı üniversitelerin olayları 'ifade özgürlüğü' kapsamında değerlendirerek soruşturma açmaktan kaçındığı iddia ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'deki bu artış, yalnızca yerel bir sorun olarak görülmüyor. Avrupa genelinde de benzer eğilimler gözlemleniyor. Fransa, Almanya ve İtalya'daki üniversitelerde de antisemit olaylarda artış olduğu yönünde raporlar var. Uzmanlar, Orta Doğu'daki çatışmaların Batı toplumlarına yansımasının kaçınılmaz olduğunu, ancak üniversitelerin bu tür nefret söylemlerine karşı daha etkin önlemler alması gerektiğini belirtiyor.
İngiltere hükümeti, konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Eğitim Bakanlığı'nın, üniversitelerden antisemit olaylara ilişkin veri toplamasını istediği ve yeni bir strateji üzerinde çalıştığı biliniyor. Muhalefet partileri ise hükümeti yeterince hızlı hareket etmemekle eleştiriyor. İşçi Partisi sözcüsü, "Üniversitelerde hiçbir öğrenci dininden veya etnik kökeninden dolayı korku içinde eğitim görmemeli" dedi.
Yahudi öğrenci birlikleri, üniversite yönetimlerine çağrıda bulunarak, antisemit olaylara karşı sıfır tolerans politikası izlenmesini, güvenlik önlemlerinin artırılmasını ve farkındalık eğitimlerinin verilmesini talep ediyor. Ayrıca, olayların bağımsız bir kurul tarafından soruşturulması gerektiğini savunuyorlar.
Raporun yazarları, antisemitizmin yalnızca Yahudi öğrencileri değil, genel olarak kampüs iklimini de olumsuz etkilediğini belirtiyor. Nefret söyleminin normalleşmesi, diğer azınlık gruplarına yönelik ayrımcılığı da tetikleyebilir. Bu nedenle, üniversitelerin yalnızca kriz anında değil, sürekli olarak kapsayıcı bir ortam sağlaması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki üniversitelerde antisemitizmin artışı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme olmasa da, küresel ölçekte yükselen ayrımcılık ve nefret söylemi trendinin bir parçası olarak dikkat çekiyor. Türkiye, hem Yahudi hem de Müslüman toplumlara ev sahipliği yapan bir ülke olarak, benzer gerilimlerin kendi kampüslerine sıçramaması için dikkatli olmalı. Ayrıca, Avrupa'da artan antisemitizm ve İslamofobi, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde insan hakları ve azınlık hakları konularını daha fazla gündeme getirmesine neden olabilir. Türk dış politikası açısından, bu tür raporlar, Avrupa'daki Müslüman ve Yahudi toplulukları arasında diyalog çağrılarını güçlendirebilir.