Uluslararası Af Örgütü İngiltere şubesinin yayımladığı yeni bir rapor, Birleşik Krallık'taki üniversitelerin Filistin'e destek eylemlerini sistematik olarak susturduğunu ve öğrencilerin ifade özgürlüğünü kısıtladığını ortaya çıkardı. Rapora göre, birçok üniversite yönetimi Filistin yanlısı etkinlikleri iptal etme, öğrencilere disiplin cezaları verme ve protestoları polis müdahalesiyle dağıtma yoluna gitti. Af Örgütü İngiltere Üst Yöneticisi Sacha Deshmukh, "Bu, tam da özgür düşünceyi teşvik etmesi gereken kurumların ağzından ifade özgürlüğümüze ve protesto hakkımıza yönelik bir saldırıdır" dedi.
Raporun Arka Planı ve Ayrıntılar
Rapor, İngiltere genelinde 20'den fazla üniversitede yapılan görüşmeler ve toplanan verilere dayanıyor. Af Örgütü, Ekim 2023'ten bu yana Filistin'e destek amacıyla düzenlenen etkinliklere yönelik artan bir baskı olduğunu belgeliyor. Öğrencilerin kampüslerde düzenlediği oturma eylemleri, panel tartışmaları ve film gösterimleri çeşitli gerekçelerle engellendi. Bazı üniversiteler, Filistin yanlısı grupları "güvenlik riski" olarak nitelendirerek etkinlikleri yasakladı. Diğerleri ise öğrencilere karşı disiplin soruşturmaları başlattı. Raporda, bu tür uygulamaların kampüslerde bir korku iklimi yarattığı ve öğrencilerin kendilerini ifade etmekten çekinir hale geldiği vurgulanıyor.
Af Örgütü, üniversite yönetimlerinin Filistin yanlısı eylemlere karşı tutumunu "orantısız" ve "ayrımcı" olarak nitelendiriyor. Rapor, aynı dönemde başka konularda yapılan protestolara karşı daha hoşgörülü davranıldığını da ortaya koyuyor. Örneğin, iklim aktivistlerinin eylemlerine izin verilirken Filistin'e destek etkinliklerinin engellenmesi dikkat çekiyor. Af Örgütü, bu durumun çifte standart oluşturduğunu ve üniversitelerin tarafsızlık ilkesini ihlal ettiğini savunuyor.
Raporun bulguları arasında, bazı üniversitelerin öğrenci topluluklarına Filistin yanlısı etkinlikleri iptal etmeleri yönünde baskı yaptığı, etkinliklere polis müdahalesinin arttığı ve öğrencilerin "nefret söylemi" gerekçesiyle haksız yere suçlandığı yer alıyor. Af Örgütü, üniversitelerin Filistin meselesine ilişkin eleştirel tartışmaları teşvik etmek yerine susturmayı tercih ettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'deki bu gelişme, Batı ülkelerinde Filistin yanlısı hareketlere yönelik artan baskının bir parçası olarak görülüyor. ABD'de de benzer şekilde üniversite kampüslerinde Filistin'e destek eylemleri sert şekilde bastırılmış, birçok öğrenci gözaltına alınmıştı. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde de Filistin yanlısı gösterilere yönelik kısıtlamalar gündeme gelmişti. Bu durum, ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük konusunda Batılı ülkelerin tutarlılığını sorgulatıyor.
Uluslararası hukuk ve insan hakları örgütleri, Filistin'e destek vermenin suç olmadığını, aksine evrensel haklar kapsamında korunması gerektiğini vurguluyor. Ancak birçok üniversite, Filistin yanlısı söylemleri antisemitizmle ilişkilendirerek baskı uygulama yoluna gidiyor. Af Örgütü, bu yaklaşımın Filistin meselesine ilişkin meşru eleştirileri de susturduğunu ve akademik özgürlüğe zarar verdiğini belirtiyor.
İngiltere'de hükümetin de üniversiteler üzerindeki baskısını artırdığı biliniyor. Geçtiğimiz aylarda Eğitim Bakanlığı, üniversitelere Filistin yanlısı etkinlikleri "dikkatle izlemeleri" yönünde talimat göndermişti. Bu talimat, üniversitelerin etkinliklere izin verme konusunda daha temkinli davranmasına yol açtı. Af Örgütü, hükümetin bu tutumunun üniversitelerdeki baskı ortamını derinleştirdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki üniversitelerde Filistin yanlısı eylemlere yönelik baskı, Türkiye'nin Batı'daki ifade özgürlüğü ve insan hakları standartlarına ilişkin eleştirilerini destekler nitelikte. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin meselesinde çifte standart uygulandığını sık sık dile getiriyor. Bu rapor, Batılı ülkelerin kendi üniversitelerinde dahi Filistin'e destek veren sesleri susturduğunu göstererek Türkiye'nin tezlerini güçlendiriyor. Ayrıca, Türkiye'deki üniversitelerde Filistin konusunda düzenlenen etkinliklerin Batı'da nasıl engellendiği, uluslararası kamuoyunda karşılaştırmalı bir bakış açısı sunabilir. Türkiye, bu tür raporları kullanarak Batı'nın insan hakları sicilini sorgulayabilir ve Filistin davasına verdiği desteği uluslararası alanda daha görünür kılabilir.