İngiltere'de üniversite diplomasının finansal getirisi, artan vergi yükü ve zayıflayan ücret artışları nedeniyle ciddi bir erozyona uğradı. Mali Araştırmalar Enstitüsü'nün (IFS) yayımladığı yeni rapora göre, bir lisans derecesinin sağladığı ömür boyu net kazanç avantajı, 2020 yılındaki tahminlere kıyasla üçte bir oranında azaldı. Raporda, özellikle yüksek gelirli mezunların vergi ve harçlardaki artıştan en fazla etkilendiği vurgulanıyor.
Artan vergiler ve durgun ücretler
IFS, 2020'de bir üniversite mezununun, lise mezununa kıyasla hayatı boyunca ortalama 130 bin sterlin daha fazla kazanacağını öngörmüştü. Ancak güncellenen hesaplamalar, bu rakamın 100 bin sterlin civarına düştüğünü gösteriyor. Düşüşün temel nedenleri arasında, COVID-19 sonrası uygulanan vergi artışları, öğrenci kredisi geri ödeme koşullarındaki değişiklikler ve enflasyon karşısında reel ücretlerin gerilemesi yer alıyor. IFS direktörü Paul Johnson, 'Yükseköğretimin mali getirisi hâlâ pozitif ancak belirgin şekilde azaldı. Bu durum, özellikle düşük ve orta gelirli ailelerden gelen gençler için üniversiteye gitme kararını zorlaştırabilir' dedi.
Raporda, erkek mezunların kadın mezunlara kıyasla daha yüksek kazanç elde ettiği ancak her iki grupta da getirinin 2010'lardan bu yana düzenli olarak gerilediği belirtiliyor. Özellikle sanat ve sosyal bilimler mezunlarının, mühendislik ve tıp mezunlarına göre daha düşük bir prim elde ettiği ifade ediliyor. IFS, bu eğilimin devam etmesi halinde, üniversite yerine mesleki eğitimin daha cazip hale gelebileceğini öngörüyor.
Küresel boyut: Yükseköğretimin değeri tartışılıyor
İngiltere'deki bu tablo, gelişmiş ülkelerde yükseköğretimin artan maliyeti ve azalan getirisi bağlamında değerlendiriliyor. ABD'de öğrenci borcu 1,7 trilyon doları aşarken, birçok Avrupa ülkesi de benzer sorunlarla karşı karşıya. OECD verilerine göre, 2000-2020 arasında üniversite mezunlarının ücret primi, çoğu gelişmiş ekonomide sabit kaldı veya hafif geriledi. Ekonomistler, teknolojik otomasyon ve küreselleşmenin vasıflı işgücü talebini dönüştürdüğünü, bunun da bazı bölümlerin değerini düşürdüğünü savunuyor.
Öte yandan, İngiltere'deki mevcut hükümetin yükseköğretim reformu kapsamında öğrenci harçlarını 9 bin 250 sterlinden 8 bin sterline düşürme planı, IFS'nin bu bulgularıyla örtüşüyor. Ancak eleştirmenler, harçların düşürülmesinin üniversitelerin gelirlerini azaltarak eğitim kalitesini tehlikeye atacağını iddia ediyor. İşverenler ise mezunların iş hayatına hazırlıksız olduğunu, işbaşı eğitim modellerine ağırlık verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de üniversite mezunlarının işsizlik oranı yüzde 13,5 ile OECD ortalamasının üzerinde seyrediyor. İngiltere'deki bu eğilim, Türkiye'de de yükseköğretimin istihdam ve gelir artışı üzerindeki etkisinin yeniden sorgulanmasına yol açabilir. Özellikle son yıllarda artan özel üniversite sayısı ve mezun sayısındaki patlama, benzer bir getiri düşüşünü tetikleyebilir. Türkiye'nin nitelikli işgücü ihtiyacı dikkate alındığında, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve üniversite bölümlerinin sektörel talebe göre yeniden yapılandırılması kritik önem taşıyor. Ayrıca, kamu maliyesi açısından öğrenci kredisi sistemlerinin sürdürülebilirliği de tartışmaya açılmalıdır.