İngiltere Temyiz Mahkemesi, hükümetin Filistin yanlısı eylemci grup 'Filistin Eylemi'ni (Palestine Action) yasaklama kararını oy çokluğuyla onayladı. Mahkeme, 2023 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından alınan yasaklama kararının hukuka uygun olduğuna hükmetti. Karar, grubun İsrail ile bağlantılı hedeflere yönelik protesto ve sabotaj eylemlerinin ardından gelmişti. Mahkeme, yasağın ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı üzerindeki etkisini değerlendirirken, kamu güvenliği ve ulusal güvenlik kaygılarının daha ağır bastığına karar verdi.
Gelişmenin arka planı
Filistin Eylemi, 2021 yılında kurulduktan sonra İngiltere genelinde İsrail savunma şirketlerine ve diplomatik temsilciliklerine yönelik eylemler düzenlemişti. Grup, özellikle Elbit Systems gibi İsrail silah üreticilerine ait tesisleri hedef almış, boyalarla saldırılar ve işgal eylemleri gerçekleştirmişti. Ağustos 2023'te dönemin İçişleri Bakanı Suella Braverman, grubu 'terör örgütü' olarak tanımlamış ve yasaklamıştı. Bu karar, sonraki İçişleri Bakanı James Cleverly tarafından da onaylanmıştı.
Alt mahkeme, 2024 yılında yasağın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle kararı bozmuştu. Ancak Temyiz Mahkemesi, yasağın 'orantılı' olduğuna ve ulusal güvenlik gerekçesinin geçerli olduğuna karar verdi. Mahkeme başkanı Yargıç Andrew, kararında 'grubun yöntemlerinin şiddet içerdiğini ve meşru protesto sınırlarını aştığını' vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, İngiltere'de Filistin yanlısı hareketlerin karşılaştığı yasal baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Grup, kararı 'siyasi bir karar' olarak nitelendirirken, kararın Gazze'deki savaşın ardından arttığı belirtilen Filistin yanlısı aktivizmi baskılama amacı taşıdığını savunuyor. İnsan hakları örgütleri ise yasağın ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve aktivistleri caydırıcı etki yaratabileceğini belirtiyor. Öte yandan, İngiltere hükümeti, kararın terörle mücadele kapsamında alındığını ve ülke güvenliğini korumayı amaçladığını ifade ediyor.
Kararın küresel etkileri de olabilir. Avrupa'da ve ABD'de benzer grupların yasaklanmasına yönelik tartışmaları etkileyebilecek bu karar, Filistin yanlısı aktivizmin meşruiyeti konusunda uluslararası hukuk ve insan hakları normları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasının yeniden alevlendiği bir dönemde, bu tür yasakların ifade özgürlüğü ve protesto hakkı üzerindeki etkisi yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle bilinir ve İngiltere'deki bu karar, Ankara'nın uluslararası platformlarda sıkça dile getirdiği ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı konularına yeni bir boyut ekliyor. Türk hükümeti, benzer şekilde kendi ülkesinde terörle mücadele adı altında alınan önlemleri savunurken, bu kararı kendi iç hukukunda emsal olarak kullanabilir. Ancak karar, Batılı ülkelerin Filistin yanlısı gruplara yönelik baskısının arttığı bir dönemde alındığı için, Türkiye'nin bu konudaki eleştirilerini güçlendirebilir ve diplomatik söyleminde yeni bir argüman oluşturabilir.