İngiltere'nin medya ve iletişim düzenleyicisi Ofcom, teknoloji şirketlerinin terör saldırıları, toplumsal olaylar veya doğal afetler gibi kriz anlarında platformlarında ortaya çıkan yasa dışı içerik artışlarına karşı hazırlıklı olmalarını zorunlu kılan yeni bir düzenleme çağrısında bulundu. Regülatör, geçtiğimiz yıl Southport'ta meydana gelen ve büyük yankı uyandıran olayların ardından sosyal medya platformlarının nefret söylemi ve şiddet içeren paylaşımlarla baş etmekte yetersiz kaldığını belirterek, firmaların bu tür durumlar için önceden eylem planı oluşturması gerektiğini vurguladı.
Southport olayları ve dijital kriz yönetimi
2024 yılında İngiltere'nin Southport kentinde yaşanan ve üç kız çocuğunun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bıçaklı saldırı, ülkede yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtı söylemlerin sosyal medyada hızla yayılmasına neden olmuştu. Ofcom'un raporuna göre, olayın hemen ardından X (eski adıyla Twitter), TikTok ve Facebook gibi platformlarda yanlış bilgi, nefret söylemi ve şiddete teşvik eden içeriklerde yüzde 300'ün üzerinde artış yaşandı. Regülatör, teknoloji şirketlerinin bu tür durumlarda yeterli moderasyon kapasitesine sahip olmadığını tespit etti ve kriz anlarında otomatik içerik kaldırma sistemlerinin devreye girmesi için net protokoller oluşturulmasını istedi.
Ofcom'un yayımladığı kılavuzda, şirketlerin yasa dışı içerikle mücadele için kullanıcı bildirim mekanizmalarını güçlendirmesi, yapay zeka destekli tarama araçlarını acil durumlarda devreye sokması ve kriz iletişim ekiplerini 7/24 hazır bulundurması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, platformların kriz anında kamu otoriteleriyle doğrudan iletişim kanalı kurması ve içerik kaldırma sürelerini saatler içine indirmesi talep ediliyor.
Düzenlemenin küresel etkileri
İngiltere, 2023'te yürürlüğe giren Çevrimiçi Güvenlik Yasası ile sosyal medya şirketlerine yasa dışı içerik konusunda ciddi yükümlülükler getiren ilk ülkelerden biri olmuştu. Ofcom'un son hamlesi, bu yasanın uygulamasını daha da sıkılaştırarak, kriz durumlarında platformların proaktif davranmasını zorunlu kılıyor. Uzmanlar, İngiltere'nin bu adımının Avrupa Birliği ve ABD'deki benzer düzenlemeleri etkileyebileceğini belirtiyor.
Özellikle Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında büyük platformların kriz protokolleri oluşturması isteniyor ancak İngiltere'nin daha katı kurallar getirmesi, küresel teknoloji şirketlerinin uyum maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, ifade özgürlüğü savunucuları, bu tür düzenlemelerin aşırı sansüre yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, sosyal medya düzenlemeleri konusunda son yıllarda önemli adımlar atmış olsa da İngiltere'nin kriz odaklı bu yeni yaklaşımı, özellikle deprem veya terör saldırıları gibi durumlarda ortaya çıkan dezenformasyonla mücadelede dikkate alınabilir. Türkiye'nin coğrafi konumu ve sık sık maruz kaldığı krizler, dijital platformların yasa dışı içerikle baş etme kapasitesinin güçlendirilmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, Avrupa ile uyum sürecinde bu tür düzenlemelerin takip edilmesi, Türk teknoloji şirketlerinin uluslararası standartlara uyum sağlamasına katkıda bulunabilir.