BBC’nin ortaya çıkardığı belgeler, İngiltere’de seri tecavüz suçundan hüküm giymiş bir polis memurunun, hakkındaki ciddi uyarılara ve geçmişteki soruşturmalara rağmen görevde tutulduğunu ve hatta terfi ettirildiğini gösteriyor. Eski polis memuru Alan Greer, 2002 ve 2005 yıllarında kadınlara yönelik uygunsuz telefon görüşmeleri yaptığı gerekçesiyle iki kez polis tarafından soruşturuldu. Bu soruşturmalardan biri resmi bir polis uyarısıyla sonuçlanmasına rağmen, Greer’ın bu geçmişi, daha sonra işlediği ciddi suçların önüne geçilememesine neden oldu. Greer, 2021 yılında işlediği çok sayıda tecavüz ve cinsel saldırı suçundan 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu olay, İngiltere’de polis teşkilatı içindeki hesap verebilirlik ve iç denetim mekanizmalarındaki ciddi zaafları bir kez daha gündeme getirdi.
Gelişmenin arka planı
Alan Greer, North Yorkshire Polis Teşkilatı’nda görev yapan bir polis memuruydu. 2002 yılında, kadınlara yönelik uygunsuz telefon görüşmeleri yaptığı iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldı. Bu soruşturma, Greer’ın o dönemdeki amirlerine bir rapor olarak sunuldu. Rapor, Greer’ın davranışlarının “cinsel motivasyonlu” olduğunu ve bu durumun onun polislik mesleği için bir risk oluşturduğunu açıkça belirtiyordu. Ancak bu rapora rağmen, Greer hakkında herhangi bir disiplin cezası uygulanmadı. 2005 yılında ise benzer bir olay yaşandı. Greer, yine kadınlara uygunsuz telefon görüşmeleri yaptığı gerekçesiyle soruşturuldu ve bu kez olay resmi bir polis uyarısı (caution) ile sonuçlandı. Polis uyarısı, bir suçun kabul edilmesi ve resmi olarak kayıt altına alınması anlamına geliyordu. Bu, Greer’ın sicilinde kalıcı bir lekeydi. Ancak bu uyarıya rağmen, Greer’ın polislikten ihraç edilmesi bir yana, terfi bile aldığı ve özel bir birimde görevlendirildiği ortaya çıktı.
BBC’nin ele geçirdiği belgeler, Greer’ın 2005 yılındaki uyarısının ardından “Halkla İlişkiler” birimine atandığını gösteriyor. Bu birimde, toplumla doğrudan temas halinde olan ve halkın güvenini kazanması beklenen bir pozisyonda çalıştı. Daha da endişe verici olan, Greer’ın bu süreçte “güvenilir” bir memur olarak değerlendirilmesi ve hakkındaki uyarının göz ardı edilmesiydi. 2002 ve 2005 yıllarındaki olaylar, Greer’ın kadınlara yönelik cinsel içerikli davranışlarının bir örüntü oluşturduğunu gösteriyordu. Nitekim 2020 yılında Greer, aralarında polis memurlarının da bulunduğu çok sayıda kadına tecavüz ve cinsel saldırıda bulunmaktan tutuklandı. Greer’ın kurbanları, onun mesleki konumunu kullanarak kendilerine yaklaştığını ve güvenlerini istismar ettiğini ifade etti.
Greer’ın yargılandığı davada, savcılık makamı, geçmişteki uyarıların ve soruşturmaların dikkate alınması hâlinde bu suçların büyük ölçüde önlenebileceğini vurguladı. Savcılar, Greer’ın 2002 yılında hakkında hazırlanan raporda “kadınlara yönelik ciddi bir tehdit” olarak nitelendirildiğini ancak bu raporun hiçbir işleme tabi tutulmadığını belirtti. Kuzey Yorkshire Polis Teşkilatı, olayın ardından başlattığı iç soruşturmada, Greer’ın geçmişine dair bilgilerin dönemin amirleri tarafından bilindiğini ancak “gerekli hassasiyetin gösterilmediğini” kabul etti. Teşkilat, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için iç denetim mekanizmalarını güçlendirdiğini açıkladı. Ancak bu açıklama, mağdurlar ve kamuoyu tarafından yetersiz bulundu.
Küresel boyut ve emsal teşkil eden durum
Alan Greer vakası, yalnızca İngiltere’de değil, dünya genelinde polis teşkilatlarının iç işleyişine dair önemli soruları gündeme getiriyor. Polis memurlarının, mesleki konumlarını kötüye kullanarak işledikleri suçlar, toplumun güvenlik güçlerine olan güvenini derinden sarsıyor. Özellikle cinsel suçlarla mücadele etmekle görevli polislerin bu tür suçlara karışması, kurumsal bir skandal olarak değerlendiriliyor. Greer vakası, polis teşkilatlarının iç denetim mekanizmalarının ne kadar zayıf olabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak hafızalara kazındı. Benzer skandallar, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok ülkede yaşanmış, polis teşkilatlarında reform çağrılarını beraberinde getirmiştir. Uzmanlar, polis memurlarının geçmişlerine dair kayıtların düzenli olarak gözden geçirilmesi ve bu tür uyarıların ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Bu olay, aynı zamanda Birleşik Krallık’ta kadınlara yönelik şiddetle mücadele politikalarının da sorgulanmasına neden oldu. Özellikle 2021 yılında Sarah Everard’ın bir polis memuru tarafından kaçırılıp öldürülmesi, ülkede büyük bir infial yaratmış ve polis teşkilatında kadınlara yönelik tutumun değişmesi yönünde güçlü talepler doğurmuştu. Greer vakası, bu taleplerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İngiltere’de kadın örgütleri, polis teşkilatında kadınlara yönelik cinsel taciz ve saldırıların sistematik olarak örtbas edildiğini iddia ediyor. Bu tür vakalar, polis teşkilatlarının toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusundaki duyarlılığının artırılması gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, güvenlik güçlerinin iç denetim mekanizmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye’de de benzer skandalların yaşanmaması için polis teşkilatında şeffaflık ve hesap verebilirlik kültürünün güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle kadınlara yönelik şiddetle mücadelede görev alan birimlerin, kendi içlerindeki personelin geçmişine dair kapsamlı ve etkili denetimler yapması gerekiyor. Türkiye’de de zaman zaman polis memurlarının karıştığı cinsel suç iddiaları gündeme gelmiş, bu durum kamuoyunda ciddi rahatsızlık yaratmıştı. Bu tür olayların önüne geçmek için disiplin süreçlerinin işletilmesi ve suç duyurularının titizlikle takip edilmesi şart. Ayrıca, toplumun güvenlik güçlerine olan güvenini korumak için bu tür vakaların şeffaf bir şekilde soruşturulması ve gerekli yaptırımların uygulanması gerekiyor. Türkiye’nin, uluslararası polis iş birliği kapsamında bu tür deneyimlerden ders çıkararak kendi iç kontrol mekanizmalarını güçlendirmesi yerinde olacaktır.