İngiltere'de tüketici hakları kuruluşu Which? tarafından yapılan açıklamaya göre, su şirketlerine yönelik şikayetler son bir yılda %84 oranında arttı. Şikayetlerin büyük bölümü, faturalardaki keskin artışlar sonrası uygun fiyat endişelerine odaklanıyor. Ülke genelinde milyonlarca haneyi etkileyen bu durum, su sektöründeki fiyatlandırma politikalarını ve düzenleyici denetimi yeniden gündeme taşıdı.
Şikayetlerin Arka Planı: Faturalar ve Hizmet Kalitesi
Which?'in verilerine göre, Nisan 2023 ile Mart 2024 arasında su şirketlerine yapılan resmi şikayet sayısı 2022-2023 dönemine kıyasla %84 artış gösterdi. Bu artışta, Ofwat'ın onayladığı fiyat artışları etkili oldu. Özellikle 2024 Nisan'ında yürürlüğe giren yeni tarifelerle birlikte birçok bölgede faturalar ortalama %6 ila %10 arasında yükseldi. Bazı şirketler ise enflasyonun üzerinde zam yapmakla eleştirildi.
Tüketiciler sadece yüksek faturalardan değil, aynı zamanda kanalizasyon taşkınları, su kesintileri ve müşteri hizmetlerindeki yetersizliklerden de şikayetçi. Özellikle kırsal bölgelerde altyapı yatırımlarının eksikliği, hizmet kalitesini olumsuz etkiliyor. Şirketlerin kârlarını artırırken altyapıya yeterli yatırım yapmadığı yönündeki eleştiriler, kamuoyunda geniş yankı buluyor.
Which? sözcüsü, "Tüketicilerin artan faturalar karşısında seslerini duyurma çabası, şikayet mekanizmalarına olan güveni de test ediyor" dedi. Kuruluş, su şirketlerinin şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda daha fazla adım atması gerektiğini vurguladı.
Düzenleyici ve Sektörel Boyut
İngiltere'de su sektörü, 1989'da özelleştirildikten sonra 10 bölgesel tekeli içeren bir yapıya sahip. Ofwat, fiyatları ve hizmet standartlarını denetleyen ana düzenleyici kurum. Ancak son yıllarda artan şikayetler, düzenleyici çerçevenin etkinliğini sorgulatıyor. Ofwat, 2025-2030 dönemi için fiyat limitlerini belirlerken, altyapı yatırımlarını da göz önünde bulundurmak zorunda.
Öte yandan, su şirketlerinin borç yükü ve çevresel sorumlulukları da tartışmanın parçası. Bazı şirketler, kanalizasyon deşarjları nedeniyle çevre ajansları tarafından cezalandırıldı. Bu durum, halkın öfkesini artırırken, hükümet üzerindeki baskıyı da yükseltiyor. Muhalefet partileri, su şirketlerinin kamulaştırılması çağrısında bulunuyor.
Uzmanlar, şikayetlerdeki artışın sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal adalet boyutları olduğunu belirtiyor. İklim değişikliği kaynaklı kuraklıklar ve sel olayları, su yönetimini daha da kritik hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de su şirketlerine yönelik şikayetlerdeki %84'lük artış, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye'de su hizmetleri büyük ölçüde belediyeler tarafından sunuluyor ve son yıllarda artan maliyetler, tarife zamlarını beraberinde getirdi. İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde su faturalarına yapılan zamlar, özellikle dar gelirli haneleri zorluyor. İngiltere örneği, altyapı yatırımlarının ihmal edilmesi ve şeffaf olmayan fiyatlandırma politikalarının kamuoyu tepkisini nasıl büyütebileceğini gösteriyor. Türkiye'nin su yönetiminde düzenleyici denetimi güçlendirmesi, vatandaşların şikayet mekanizmalarına erişimini kolaylaştırması ve altyapıya yatırımı önceliklendirmesi gerekiyor. Aksi halde benzer bir güven krizi kaçınılmaz olabilir.