LONDRA, 23 Eylül - Bir İngiliz silah komisyoncusu, Libya iç savaşı sırasında ülkeye savaş uçağı ve Güney Sudan'a eski Sovyet yapımı karadan havaya füze sistemleri tedarik etmek üzere yasa dışı anlaşmalar düzenlemekten Londra'daki bir mahkeme tarafından 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığın uluslararası silah ambargolarını ihlal ederek bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunduğunu belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
İngiliz yetkililer, sanığın kimliğini açıklamasa da, son yıllarda Avrupa'da görülen en kapsamlı yasa dışı silah ticareti davalarından biri olduğu belirtiliyor. Savcılık makamları, komisyoncunun 2010'lu yılların ortalarından itibaren Güney Sudan'a karadan havaya füze sistemleri ve Libya'ya da savaş uçakları tedarik etmek için aracılık yaptığını ortaya koydu. Bu ülkelerin her ikisi de Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından silah ambargosu altında bulunuyor.
Londra'nın merkezindeki Southwark Kraliyet Mahkemesi'nde görülen davada, sanığın uluslararası silah kaçakçılığı ağlarını kullanarak yasa dışı yollarla silah temin ettiği ve bu silahların çatışma bölgelerine sevk edildiği vurgulandı. Yargıç, sanığın faaliyetlerinin "barış ve güvenliğe ciddi tehdit" oluşturduğunu ifade etti. Mahkeme ayrıca, sanığın suçtan elde ettiği gelirin milyonlarca sterlin olduğunu tahmin ediyor.
İngiltere'nin uluslararası silah ticaretiyle mücadele birimi, soruşturmanın birkaç yıl sürdüğünü ve Avrupa ile Afrika'daki ortaklarla istihbarat paylaşımı yapıldığını açıkladı. Sanığın, sahte belgeler ve karmaşık şirket yapıları kullanarak izini kaybettirmeye çalıştığı ancak banka transferleri ve iletişim kayıtlarının takibi sonucu yakalandığı belirtildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya, 2011'deki NATO müdahalesinin ardından iç savaşa sürüklenmiş ve ülkeye yönelik silah ambargosuna rağmen çeşitli ülkelerden silah sevkiyatı devam etmiştir. Birleşmiş Milletler raporları, özellikle 2019-2020 yıllarında Libya'ya yapılan yasa dışı silah sevkiyatının arttığını ve bunun çatışmayı derinleştirdiğini ortaya koymuştu. Güney Sudan ise 2013'ten bu yana iç çatışmalarla boğuşuyor ve BM Güvenlik Konseyi tarafından silah ambargosu uygulanıyor.
İngiltere, son yıllarda silah ihracatı konusunda sıkı denetimler getirse de, yasa dışı aracıların faaliyetleri ülke itibarını zedeliyor. Uzmanlar, bu davanın, uluslararası toplumun silah ambargolarını ihlal edenlere karşı daha caydırıcı adımlar atması gerektiğini gösterdiğini belirtiyor. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin kendi topraklarında faaliyet gösteren silah komisyoncularına karşı işbirliğini artırması gerektiği vurgulanıyor.
Dava, aynı zamanda Afrika'daki çatışmaların finansmanında dış aktörlerin rolünü gözler önüne seriyor. Libya ve Sudan'daki silahlı grupların, bu tür yasa dışı sevkiyatlarla güç kazandığı ve insan hakları ihlallerine devam ettiği biliniyor. Uluslararası Kızılhaç gibi kuruluşlar, bu silahların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya ve Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Afrika boynuzundaki çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Libya'da Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hükümete destek verirken, ülkedeki yasa dışı silah akışı çatışmayı uzatarak bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Sudan'daki iç savaş ise Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki istikrarı bozarak Türkiye'nin ekonomik ve insani yardım koridorlarını riske atıyor. İngiltere'de görülen bu dava, uluslararası silah ambargolarının etkin uygulanması gerektiğini gösterirken, Türkiye'nin de bölgede barış ve istikrar için diplomatik çabalarını sürdürmesi önem taşıyor.