Birleşik Krallık, yayımladığı Savunma Yatırım Planı (Defence Investment Plan – DIP) kapsamında, önümüzdeki on yılda savunma harcamalarını önemli ölçüde artırarak otonom sistemlere 5 milyar sterlinlik bir yatırım yapmayı hedefliyor. Planın en dikkat çekici unsurları arasında insansız hava araçları (İHA), savaş uçakları ve zırhlı araçların yanı sıra, “hibrit donanma” konsepti çerçevesinde otonom deniz platformlarının konuşlandırılması yer alıyor. İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından 2024 yılı sonunda açıklanan plan, ülkenin savunma harcamalarının 2030 yılına kadar 70 milyar sterline ulaşacağına işaret ediyor.
Otonom Sistemlere 5 Milyar Sterlinlik Yatırım
DIP’in ana hatları, İngiltere’nin askeri gücünü dönüştürme vizyonunu ortaya koyuyor. Plana göre, 2025-2035 yılları arasında 5 milyar sterlin otonom sistemlerin araştırma, geliştirme ve satın alınmasına ayrılacak. Bu yatırım, yapay zeka destekli gözetim platformlarından sürü halinde kullanılabilen dronelara, otonom kara araçlarından denizaltı ve su üstü İDA’lara (insansız deniz araçları) kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Forvat (fırkateyn) ve Astute sınıfı denizaltılar gibi mevcut platformların modernizasyonu da plan dahilinde. Özellikle “hibrit donanma” kavramı, mürettebatlı gemilerin yanında otonom yardımcı gemilerin entegre edildiği bir deniz yapılanmasını öngörüyor. Bu sayede daha düşük maliyetle daha geniş bir deniz alanı gözetleme ve angajman kabiliyeti elde edilmesi amaçlanıyor.
Kara kuvvetleri cephesinde, Challenge 3 ana muharebe tankı modernizasyonu ve yeni nesil zırhlı araç programları planlanıyor. Hava kuvvetlerinde ise Tempest savaş uçağı projesi, mevcut Typhoon ve F-35 filolarının yanında önemli bir yer tutuyor. Tempest’in 2035 yılında hizmete girmesi beklenirken, bu uçağın yapay zeka destekli “sanal uçuş arkadaşı” konseptiyle otonom özellikler taşıması da planlanıyor. Ayrıca, İngiltere’nin insansız savaş uçağı projesi de otonom hava gücünün bir diğer ayağını oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
İngiltere’nin savunma yatırımlarının bu şekilde yönlendirilmesi, küresel askeri dengeleri etkileyebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Özellikle NATO’nun Avrupa kanadında Birleşik Krallık, otonom sistemler alanında liderlik pozisyonu üstlenmeyi hedefliyor. Bu, Rusya’nın Ukrayna savaşında droneları etkin kullanmasının ardından, Batılı müttefiklerin de benzer teknolojilere yönelmesinin bir yansıması. Ayrıca, Çin’in Hint-Pasifik bölgesindeki artan askeri varlığına karşılık İngiltere, otonom deniz sistemleri sayesinde daha ekonomik ve esnek bir caydırıcılık sağlamayı planlıyor. Plan, aynı zamanda savunma sanayiinde yerli üretimi teşvik ederek BAE Systems, QinetiQ, Rolls-Royce gibi İngiliz şirketlerine uzun vadeli siparişler sağlıyor.
Küresel çapta otonom silah sistemlerine yönelik artan bu ilgi, uluslararası silah kontrolü anlaşmaları ve etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler nezdinde otonom öldürücü silahların yasaklanmasına yönelik çağrılar sürerken, İngiltere’nin bu alana yaptığı büyük yatırım, teknolojik bir yarışın fitilini ateşleyebilir. Avrupa Birliği’nin de benzer şekilde otonom savunma projelerine milyarlarca avro yatırdığı düşünüldüğünde, Batılı ülkeler arasında bir teknoloji yarışı yaşanması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin otonom savunma sistemlerine yönelik 5 milyar sterlinlik planı, Türkiye’nin özellikle İHA ve SİHA alanındaki başarılarıyla yakından ilgilidir. Türkiye, Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi platformlarla dünya çapında bir oyuncu haline gelmişken, İngiltere’nin bu hamlesi rekabeti yoğunlaştırabilir. Ancak Türkiye, otonom deniz araçları ve yapay zeka destekli savaş sistemlerinde de iddialı projelere sahiptir. Özellikle İngiltere’nin “hibrit donanma” vizyonu, Türk savunma sanayiinin MİLGEM ve İDA projeleriyle paralellikler taşımaktadır. Türkiye’nin bu alandaki yetkinlikleri, ikili işbirliği fırsatları doğurabilir; ancak aynı zamanda savunma ihracatında bir rakip olarak da değerlendirilmelidir.