Birleşik Krallık'ta yeni başbakan, ülkenin savunma alanındaki kronik sorunlarını devraldı. Diplomasi editörü Anton La Guardia, başbakanın önündeki görev listesini 'kıyamet senaryosu' olarak nitelendiriyor. Ordunun eriyen envanteri, donanmanın azalan gemi sayısı ve nükleer caydırıcılığın geleceği gibi başlıklar, yeni liderin masasında acil çözüm bekliyor. Ekonomik durgunluk ve artan jeopolitik gerilimler ise işin tuzu biberi.
Savunma Bütçesinde Derin Kriz
La Guardia'nın analizine göre, İngiltere'nin savunma bütçesi uzun süredir NATO'nun %2 hedefinin üzerinde seyretse de, enflasyon ve personel maliyetlerindeki artış bu rakamın satın alma gücünü ciddi şekilde eritti. Ordu, zırhlı araç sayısını azaltma kararı almışken, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin Typhoon filolarının emekliliği ve yerlerine gelecek Tempest savaş uçağının 2035'ten önce hizmete giremeyecek olması, hava savunmasında boşluk yaratıyor. Donanma ise altı Tip 45 destroyerinden ikisini uzun süreli bakıma almak zorunda kalırken, denizaltı filosunun nükleer caydırıcılık görevini sürdürebilmesi için yeni Dreadnought sınıfı denizaltıların zamanında teslim edilmesi kritik önem taşıyor.
Jeopolitik Baskılar ve NATO Sorumlulukları
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı, Avrupa'nın doğu kanadında caydırıcılığın güçlendirilmesini zorunlu kılıyor. İngiltere, Estonya'daki NATO taburuna liderlik ederken, Polonya'da da yeni bir askeri üs kurmayı planlıyor. Ancak bu taahhütler, savunma bütçesinin daha da zorlanmasına yol açıyor. Uzmanlar, İngiltere'nin savunma harcamalarını GSYİH'nin %3'üne çıkarması gerektiğini savunuyor; ancak bu, bütçe açığı ve kamu hizmetlerine yapılan baskı nedeniyle siyasi olarak son derece zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin savunma kapasitesindeki zafiyet, Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa güvenlik mimarisinde dengesizlik yaratabilir. NATO'nun güney kanadında önemli bir müttefik olan Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve göç rotaları üzerinde artan bir jeopolitik öneme sahip. İngiltere'nin savunma harcamalarını kısması, müttefikler arasında angajman kapasitesini azaltabilir ve Türkiye'nin bölgesel etkinliğini dolaylı olarak artırabilir. Ancak iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliği, özellikle insansız hava araçları alanında devam ediyor; bu ortaklık, iki ülkenin de çıkarına.