Birleşik Krallık, son 15 yılda yaşadığı ekonomik durgunlukla birlikte, kişi başına düşen gelir ve yaşam standartları açısından ABD'nin en fakir eyaleti olan Mississippi seviyesine geriledi. Uzmanlar bu düşüşün, ülkenin kendi kendini sabote eden politikalarının bir sonucu olduğunu belirtiyor. Brexit, verimlilik düşüklüğü, yatırım eksikliği ve sağlık sistemi üzerindeki baskılar, bu tabloyu hazırlayan başlıca etkenler olarak sıralanıyor.
Brexit ve verimlilik çukuru
İngiltere'nin 2016'da Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı, ekonominin temel dinamiklerini derinden sarstı. AB ile ticarette ek bürokrasi ve gümrük kontrolleri, özellikle hizmet sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmeleri olumsuz etkiledi. Finans merkezi Londra'nın AB pazarına erişiminin kısıtlanması, yatırımların başka merkezlere kaymasına neden oldu.
OECD verilerine göre, İngiltere'de iş gücü verimliliği 2007'den bu yana neredeyse hiç artmadı. Almanya ve Fransa'nın gerisinde kalan ülke, bu alanda G7 içinde en kötü performansı sergileyen ülke konumuna geldi. Verimlilik artışının olmaması, ücretlerin de artmasını engelleyerek iç talebi baskıladı.
Yatırım oranları da benzer bir çöküş yaşadı. 1990'larda yıllık yüzde 3 civarında olan sabit sermaye yatırımları, son yıllarda yüzde 1'in altına düştü. Özellikle dijital altyapı ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda yapılan yatırımlar, rakip ülkelerin çok gerisinde kaldı. Bu durum, İngiltere'nin post-endüstriyel ekonomide rekabet gücünü kaybetmesine yol açtı.
Sağlık sistemi ve sosyal harcamalar üzerindeki baskı
Küresel salgın sonrası ulusal sağlık sistemi NHS üzerindeki yük katlanarak arttı. Bekleme listeleri 7 milyonu aşarken, sağlık çalışanlarının grevleri sistemi kilitledi. Ekonominin durgun seyretmesi, vergi gelirlerini azaltarak sosyal harcamaların finansmanını zorlaştırdı. Hükümetin kemer sıkma politikaları, kamu hizmetlerinin kalitesini düşürürken, halkın yaşam memnuniyetini de aşağı çekti.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, İngiltere ekonomisi 2023 yılında yüzde 0,1 oranında daraldı. 2024 yılı için büyüme tahmini de yüzde 0,5 ile oldukça zayıf. Bu büyüme performansı, İngiltere'yi ABD'nin en fakir eyaleti Mississippi ile aynı seviyeye getirdi. Mississippi'de kişi başına düşen yıllık gelir yaklaşık 46 bin dolar iken, İngiltere'de bu rakam 48 bin dolar seviyesinde. Satın alma gücü paritesi dikkate alındığında fark neredeyse kapanmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin bu durumu, küresel ticarette Brexit benzeri tercihlerin uzun vadeli maliyetlerini göstermesi açısından Türkiye için önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması sayesinde Avrupa tedarik zincirinde önemli bir konumda. İngiltere'nin AB'den ayrıldıktan sonra yaşadığı verimlilik ve yatırım kaybı, Türkiye'nin entegrasyon derinliğini koruması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, İngiltere'deki ekonomik durgunluk, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olan bu ülkeye yaptığı ihracatı da olumsuz etkileyebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin ticaret partnerlerini çeşitlendirme ihtiyacını bir kez daha hatırlatıyor.