İngiltere’nin kuzeybatısındaki Makerfield seçim bölgesinde 2 Mayıs’ta yapılacak ara seçim, sadece bir milletvekili koltuğunu değil, aynı zamanda Başbakan Keir Starmer’ın siyasi geleceğini de belirleyebilir. Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın bu seçimde İşçi Partisi adayı olarak yarışması, parti içinde Starmer’a yönelik muhalefetin en somut göstergesi. Burnham, Starmer’ın “ılımlı” politikalarından rahatsız olan kanadın lideri konumunda ve Makefield’dan kazanacağı bir zafer, onu parti liderliği için ciddi bir rakip haline getirecek.
Ara Seçimin Arka Planı ve Taraflar
Makerfield, uzun yıllardır İşçi Partisi’nin kalesi olarak biliniyor. Ancak son dönemde partinin popülaritesi düşüşte. Boris Johnson ve Liz Truss dönemlerinde yaşanan siyasi kaos, İşçi Partisi’nin anketlerde öne geçmesini sağlasa da Starmer’ın liderliği parti tabanında tam anlamıyla benimsenmiş değil. Burnham, daha sol politikalar ve güçlü bir yerel yönetim vizyonuyla öne çıkıyor. Özellikle ulaşım ve konut politikalarında Starmer’dan ayrışıyor. Makefield ara seçimi, aslında Burnham’ın ulusal siyasete dönüş biletini kesme hamlesi. Eğer seçilirse, Westminster’da Starmer’a karşı bir muhalefet grubu kuracağı konuşuluyor.
Seçimin bir diğer önemli boyutu ise Muhafazakar Parti’nin durumu. Parti, son üç yılda üç başbakan değiştirdi ve kamuoyu desteği dibe vurdu. Makerfield’da İşçi Partisi’nin kazanması bekleniyor ancak Burnham’ın zaferi Starmer’a bir mesaj olacak: “Parti tabanı değişim istiyor.” Muhafazakarların bu seçimde kayda değer bir başarı elde etmesi zor görünüyor, ancak küçük partilerin (Liberal Demokratlar ve Yeşiller) oy oranını artırması, İşçi Partisi’nin oy kaybını derinleştirebilir.
Küresel ve Bölgesel Boyut
İngiltere’deki bu iç siyasi mücadele, Avrupa’da yükselen sol popülizm ve merkez sol partilerin kimlik bunalımıyla yakından ilgili. İtalya, Fransa ve Almanya’da benzer tartışmalar yaşanıyor. Starmer’ın ılımlı, sosyal demokrat çizgisi, kuzey İngiltere’deki eski sanayi bölgelerinde yeterince ilgi çekmiyor. Oysa Burnham, “Milton Keynes değil, Manchester modeli” sloganıyla daha radikal bir yerelcilik ve belediyecilik anlayışını savunuyor. Bu, küresel neoliberalizmin sorgulandığı bir dönemde, solun yeniden nerede duracağına dair önemli bir sınav. Ayrıca, Burnham’ın zaferi, İskoçya’da bağımsızlık yanlısı SNP’nin ve Galler’de Plaid Cymru’nun da yerelleşme taleplerini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’nin İngiltere ile ilişkileri, genellikle ticaret ve savunma alanında yoğunlaşsa da, İngiltere’deki iç siyasi gelişmeler dolaylı olarak Ankara’nın Avrupa stratejisini etkileyebilir. Eğer Burnham’ın yükselişi Starmer’ın koltuğunu sallarsa, İngiltere’nin dış politikasında daha sola kayma riski oluşabilir. Bu, Türkiye’nin Brexit sonrası İngiltere ile imzaladığı ticaret anlaşmasının geleceğini ve savunma işbirliklerini (Eurofighter, ASELSAN ortaklıkları) etkilemez, ancak göç, iklim ve insan hakları gibi konularda daha eleştirel bir ses yükselmesine neden olabilir. Ayrıca, Burnham’ın yerel yönetim vurgusu, Türkiye’deki yerel yönetim reformları tartışmalarına ilham veremez çünkü Türkiye üniter yapısıyla farklı bir modele sahip. Yine de, küresel solun bu dönüşümü, Türkiye’deki muhalefet partileri için bir referans noktası olarak görülebilir.