İngiltere Kilisesi'nin en yüksek karar organı Genel Sinod, Filistinli Hristiyanlar tarafından hazırlanan ve İsrail'in Gazze'de soykırım uyguladığını belgeleyen ayrıntılı bir raporun tartışılmasını ezici çoğunlukla kabul etti. Bu karar, İngiltere Hahambaşı Ephraim Mirvis'in raporun tartışılmasını engelleme girişimlerine rağmen alındı. Sinod üyeleri, "Palestine is disappearing" (Filistin yok oluyor) başlıklı raporu kilise genelinde tartışma ve yayma kararı aldı. Karar, Birleşik Krallık'taki İsrail yanlısı lobinin yoğun baskısına rağmen geldi.
Raporun içeriği ve kilisedeki yankıları
Filistinli Hristiyan akademisyen ve aktivistler tarafından hazırlanan rapor, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü askeri operasyonları "soykırım" olarak nitelendiriyor. Raporda, sivillerin hedef alındığı, hastanelerin, okulların ve mülteci kamplarının bombalandığı, su, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçların kesildiği belirtiliyor. Ayrıca Batı Şeria'da devam eden yerleşim faaliyetleri ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi "etnik temizlik" olarak tanımlanıyor. Rapor, İsrail'in uyguladığı apartayd (ayrımcılık) rejimini de detaylandırıyor.
İngiltere Kilisesi Genel Sinodu, 2023 yılında benzer bir tartışmayı ertelemişti. Ancak bu kez, Filistin'in giderek daha fazla uluslararası destek kaybettiği ve İsrail'in askeri operasyonlarının yoğunlaştığı bir dönemde, sinod üyeleri konuyu ele almama lüksü olmadığını belirtti. Sinod'da yapılan oylamada, raporun tartışılması ve kilise genelinde dağıtılması yönünde büyük bir çoğunluk sağlandı. İngiltere Hahambaşı Ephraim Mirvis, raporun "tek taraflı ve yanlı" olduğunu savunarak sinod üyelerine mektup yazmış ve tartışmanın engellenmesini istemişti. Ancak sinod üyeleri, Hahambaşı'nın itirazlarına rağmen raporun tartışılmasını onayladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin uluslararası kamuoyunda giderek artan bir kırılmayı yansıtıyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumların yanı sıra birçok ülke ve sivil toplum örgütü, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını savaş suçu ve soykırım olarak nitelendiriyor. İngiltere Kilisesi'nin bu adımı, dini kurumların çatışmaya ilişkin tutumlarında da bir dönüşüme işaret ediyor. Özellikle Anglikan Kilisesi gibi küresel bir dini kurumun soykırım iddialarını tartışmaya açması, İsrail'in uluslararası alandaki meşruiyetini daha da zedeleyebilir.
Öte yandan, İngiltere'deki İsrail yanlısı lobi grupları ve Yahudi cemaatinin bir kısmı, raporun antisemitizmi körükleyebileceği endişesini dile getiriyor. Ancak sinod üyeleri, konuyu tartışmanın antisemitizmle mücadele etmek anlamına gelmediğini, aksine insan hakları ihlallerine dikkat çekmenin herkesin sorumluluğu olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği ve uluslararası platformlarda İsrail'i soykırım ve insan hakları ihlalleriyle suçlayan tutumunu güçlendiriyor. Ankara, BM Güvenlik Konseyi'nde ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda benzer iddiaları sıkça gündeme getiriyor. İngiltere Kilisesi gibi etkili bir dini kurumun raporu tartışmaya açması, Türkiye'nin tezlerine uluslararası meşruiyet kazandırabilir. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasında Filistin konusunda diplomatik iş birliği imkanı doğabilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin İsrail ile son dönemde normalleşme çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkileri sürdürürken bir yandan da soykırım iddialarını desteklemesi, dış politikasında bir denge kurmasını gerektirecektir.