İngiltere'nin, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başsavcısı Karim Khan'ın görevden alınmasına yönelik yapılacak oylama öncesinde kendisine destek vermeyeceğini resmi olarak bildirdiği öğrenildi. Middle East Eye'ın özel haberine göre, İngiliz hükümeti, Khan'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından başlatılan gensoru sürecinde geri planda kalmayı tercih etti. Bu gelişme, uluslararası hukukun siyasallaşması tartışmalarını yeniden alevlendirirken, ICC'nin gelecekteki operasyonları üzerinde de kritik bir etki yaratabilir.
Destek Mesajı ve Siyasi Nedenler
Diplomatik kaynaklara dayandırılan habere göre, İngiltere Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Khan'ın ofisine resmi bir yazı göndererek mevcut koşullarda kendisini desteklemelerinin mümkün olmadığını iletti. Bu adım, İngiltere'nin geleneksel olarak uluslararası hukuka verdiği desteğe gölge düşürdü. Özellikle Khan'ın geçtiğimiz aylarda Gazze'deki savaşla ilgili olarak İsrail liderleri hakkında aldığı kararlar, Batılı ülkeler arasında ciddi bir bölünmeye neden olmuştu.
İngiltere'nin bu tutumu, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Birçok sivil toplum kuruluşu ve insan hakları örgütü, İngiltere'yi uluslararası adaletin yanında durmaya çağırdı. Ancak hükümetin, İsrail ile olan ticari ve diplomatik bağları ve ABD ile ittifakı nedeniyle bu kararı aldığı yorumları yapılıyor.
ICC Üzerindeki Baskılar ve Bölgesel Yansımalar
Karim Khan'ın görevden alınması için verilen önerge, 56 Afrika ülkesinin talebiyle gündeme gelmişti. Bu ülkeler, savcının aldığı bazı kararların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve ICC'nin tarafsızlığını zedelediğini iddia ediyor. Ancak insan hakları örgütleri bu girişimi, Khan'ın İsrail ve Rusya hakkındaki soruşturmalarını engellemeye yönelik bir çaba olarak görüyor.
Bu kritik oylama öncesinde İngiltere'nin aldığı tutum, ICC'nin gelecekteki soruşturmaları için ciddi bir tehdit oluşturabilir. Uzmanlara göre, büyük güçlerin bu tür siyasi baskıları, mahkemenin etkinliğini ve caydırıcılığını önemli ölçüde azaltacak. Özellikle Gazze'deki savaşın ardından başlatılan soruşturmaların akıbeti, bu karardan doğrudan etkilenebilir.
Bölgesel olarak bu gelişme, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmanın hukuki boyutuna ilişkin tartışmaları da yoğunlaştırdı. Filistinli yetkililer, İngiltere'nin bu tavrını 'uluslararası toplumun iç yüzünü gösteren bir ikiyüzlülük' olarak nitelendirdi. İsrail ise Khan'ın görevden alınması sürecini destekler nitelikte açıklamalar yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası hukuka ve ICC'ye olan desteğiyle doğrudan ilişkili bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye, geçmişte Filistin davasına verdiği destek çerçevesinde ICC'ye başvurmuş ve Gazze'deki savaşın ardından tüm tarafların yargılanması çağrısında bulunmuştu. İngiltere'nin Khan'a sırt çevirmesi, uluslararası yargı mekanizmalarının büyük güçlerin çıkarlarına göre şekillendiği tezini güçlendiriyor. Türkiye açısından bu durum, küresel sistemde adalet arayışının ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha gösterirken, Ankara'nın BM ve diğer platformlarda adil bir düzen için yürüttüğü diplomatik mücadelenin önemini de vurguluyor.