İngiltere'nin kamulaştırdığı British Steel çelik fabrikaları, devlete günde yaklaşık 1,3 milyon sterline (yaklaşık 1,65 milyon dolar) mal oluyor. Milletvekilleri, hükümetin bu kritik sektör için net bir plan sunmamasını sert bir dille eleştirirken, bakanların sektöre yeni bir müdahale hazırlığında olduğu öğrenildi. Ülkenin son büyük ölçekli çelik üretim tesislerini ayakta tutma çabası, kamu maliyesi üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor.
Kamulaştırmanın Arka Planı ve Maliyetin Boyutu
British Steel, 2020 yılında Çinli Jingye Group'un sahipliğine geçmişti. Ancak şirketin mali durumu kısa sürede bozuldu ve 2025 yılı başlarında hükümet, Scunthorpe'daki dev tesislerin kapanmasını önlemek için acil bir kamulaştırma kararı aldı. Bu karar, binlerce doğrudan ve dolaylı istihdamı korumayı amaçlıyordu. Gelinen noktada, kamulaştırılan varlıkların işletme maliyeti günlük 1,3 milyon sterlini bulmuş durumda. Bu rakam, yıllık bazda yaklaşık 475 milyon sterline denk geliyor.
Milletvekilleri, özellikle Kamu Hesapları Komisyonu üyeleri, hükümetin British Steel için uzun vadeli bir strateji geliştirmekte yavaş kaldığını belirtiyor. Parlamentoda yapılan son oturumda, "Bu fabrikaları sadece ayakta tutmak için her gün milyonlarca sterlin harcıyoruz, ancak ne zaman kârlı hale geleceklerine dair bir yol haritası yok" ifadeleri kullanıldı. Hükümet yetkilileri ise sektörün stratejik önemine vurgu yaparak, "ulusal güvenlik" gerekçesiyle çelik üretim kapasitesinin korunması gerektiğini savunuyor.
Uzmanlar, İngiltere çelik sektörünün yapısal sorunlarına dikkat çekiyor: yüksek enerji maliyetleri, yaşlanan altyapı, küresel aşırı kapasite ve AB'den ayrılmanın getirdiği ticaret engelleri. Bu faktörler, kamulaştırma sonrası bile fabrikaların rekabetçi olamamasına yol açıyor. Hükümetin kısa vadeli çözüm olarak gördüğü devlet desteği, uzun vadede kalıcı bir dönüşüm planı olmadan sürdürülemez görünüyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
İngiltere'nin çelik krizi, Avrupa ve dünya genelinde yaşanan benzer sorunların bir yansıması. Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de çelik sektöründe devlet destekleri ve korumacı önlemlerle ayakta kalma mücadelesi veriyor. ABD'nin uyguladığı ithalat tarifeleri ve Çin'in ihracat politikaları, küresel çelik piyasasında ciddi dalgalanmalara neden oluyor. İngiltere, Brexit sonrası bağımsız ticaret politikası izlerken, çelik sektöründe AB ile rekabet edebilmek için ekstra çaba harcamak zorunda.
Öte yandan, yeşil dönüşüm baskısı çelik üreticilerini yeni teknolojilere yatırım yapmaya zorluyor. Hidrojen bazlı üretim ve karbon yakalama sistemleri gibi yenilikler, yüksek maliyetleri nedeniyle devlet desteği olmadan hayata geçirilemiyor. İngiltere hükümeti, bu dönüşümü finanse etmek için özel sektörle ortaklık arayışında. Ancak belirsizlik ortamı, yatırımcıların iştahını azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin çelik sektöründeki sıkıntılar, Türkiye için hem bir fırsat hem de bir uyarı niteliğinde. Türkiye, Avrupa'nın en büyük çelik üreticilerinden biri ve İngiltere'nin azalan üretim kapasitesi, Türk ihracatçıları için pazar payı artırma imkânı sunabilir. Ancak küresel aşırı kapasite ve artan korumacılık, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu riskler. Ayrıca, İngiltere'nin devlet destekli çelik üretimini sürdürmesi, serbest ticaret kuralları çerçevesinde Türkiye'nin rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Türkiye, kendi çelik sektörünü yeşil dönüşüm ve verimlilik yatırımlarıyla güçlendirmezse, benzer bir krizle yüzleşebilir.