İngiliz hükümeti, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşim faaliyetlerine karşı kapsamlı bir yaptırım paketi hazırlıyor. Middle East Eye’ın haberine göre, pakette yerleşim yerlerinde üretilen ürünlere ithalat yasağı, ek yaptırımlar ve savunma sanayisine yönelik silah ihracatı kısıtlamaları gibi önlemler yer alıyor. Whitehall kaynakları ve sivil toplum kuruluşları, hükümetin söylemiyle eylemleri arasındaki uçurumu kapatmak için bu adımları attığını belirtiyor. Kararın, Gazze’deki insani krizin ardından gelen uluslararası baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Söylem ile Eylem Arasındaki Fark
İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarda İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını “orantısız” olarak nitelendirmiş ve İsrail’in uluslararası hukuka uymasının önemini vurgulamıştı. Ancak hükümetin fiili adımları, bu sert söylemlerin gölgesinde kalmıştı. Middle East Eye’ın ulaştığı belgelere göre, bu kez farklı bir yol izleniyor. Whitehall kaynakları, yaptırım paketinin İsrail’in yasa dışı yerleşimlerini hedef alan ilk kapsamlı uluslararası adımlardan biri olacağını ifade ediyor.
Paketin içeriğinde, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yerleşim birimlerinde üretilen tarım ve gıda ürünlerinin İngiltere’ye ithalatının tamamen yasaklanması yer alıyor. Bu adım, İngiltere’nin 2020’de imzaladığı ticaret anlaşmasının ardından ilk kez gündeme geliyor. Ayrıca, yerleşim faaliyetlerine doğrudan veya dolaylı olarak finansman sağlayan İsrailli şirketlere yönelik yaptırım listelerinin genişletilmesi, bazı aşırı sağcı İsrailli politikacılara seyahat yasağı getirilmesi ve silah ihracat lisanslarının gözden geçirilmesi de seçenekler arasında.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Baskı Artıyor
İngiltere’nin bu hamlesi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından Batı ülkelerinin İsrail politikalarında yaşanan kırılmanın bir yansıması olarak görülüyor. ABD yönetimi, İsrail’in Refah’a olası kara operasyonu öncesinde uyarılarını artırırken, Avrupa Birliği de İsrail’e yönelik yaptırım seçeneklerini masaya yatırıyor. Fransa, İspanya ve İrlanda gibi ülkeler, İsrail’in yerleşim politikalarını kınayan açıklamalarda bulunmuş; İspanya ve İrlanda, Filistin devletini tanıma konusunda adımlar atmıştı.
Uzmanlar, İngiltere’nin bu adımının İsrail’e yönelik Batı cephesindeki yaptırımların genişlemesine öncülük edebileceğini belirtiyor. Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) Şubat ayında yayımladığı tavsiye görüşünde İsrail’in yerleşimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve derhal sonlandırılması gerektiğini açıklaması, bu tür adımların hukuki zeminini güçlendirmişti. İngiltere’nin aksine, ABD yönetimi İsrail’e yönelik silah ambargosu fikrine sıcak bakmıyor; ancak Kongre’de bazı Demokrat milletvekilleri bu yönde önerilerde bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek ve İsrail’in Gazze saldırılarına yönelik güçlü kınamalarıyla örtüşen bir sürecin parçası. Türkiye, İsrail’e yönelik ekonomik yaptırımlar uygulayan az sayıdaki ülkeden biri ve bu tutumunu İngiltere gibi Batılı ülkelerin de benimsemeye başlaması, Ankara’nın tezlerini güçlendiriyor. Ancak Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri, bölgesel dinamikler ve enerji iş birlikleri göz önüne alındığında daha karmaşık bir dengede ilerliyor. İngiltere’nin bu adımı, uluslararası toplumda İsrail’in izolasyonunu artırabilir ve Türkiye’nin Filistin konusundaki diplomatik girişimlerine yeni bir ivme kazandırabilir.