İngiltere'de ortaokul öğrencilerinin disiplin cezası olarak sınıftan çıkarılıp 'iç dışlama'ya (internal exclusion) tabi tutulma oranı son üç yılda neredeyse üçe katlandı. Edinilen yeni verilere göre, bu uygulamadan en çok yoksul öğrenciler ve özel eğitim ihtiyacı ve engeli (SEND) olan çocuklar etkileniyor. Okul yönetimleri, öğrenciyi okuldan tamamen atma yerine belirli bir süre ayrı bir odada tutarak eğitimden mahrum bırakıyor; ancak bu yöntemin eğitim üzerindeki etkileri endişe yaratıyor.
İç dışlama nedir, neden yaygınlaşıyor?
İç dışlama, öğrencinin okuldan tamamen uzaklaştırılmadan, okul içinde ayrı bir birimde, genellikle diğer öğrencilerle etkileşimden yoksun şekilde derslere devam etmesi anlamına geliyor. Okullar bu yöntemi, kalabalık sınıflarda düzeni sağlamak ve öğretmenlere destek olmak için sıkça başvuruyor. Ancak son veriler, uygulamanın kontrolsüz biçimde arttığını ve belirli gruplar üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor.
Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı istatistiklere göre, 2022-2023 akademik yılında iç dışlamaya maruz kalan ortaokul öğrencisi sayısı, 2019-2020'e kıyasla yaklaşık %180 artış gösterdi. Bu artışta pandemi sonrası okula dönüşte yaşanan uyum sorunları, artan davranış problemleri ve okulların kısıtlı kaynaklarla baş etme çabaları etkili oldu.
Uzmanlar, iç dışlamanın öğrencilerin akademik başarısını düşürdüğünü, okuldan soğuttuğunu ve ruh sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle yoksul ailelerden gelen çocuklar ve SEND'li öğrenciler, bu cezaya daha sık maruz kalıyor. Bir eğitim sendikası sözcüsü, "İç dışlama, aslında okul dışına atmanın bir tür yumuşatılmış hali. Çocuklar günlerce, bazen haftalarca ayrı bir odada tutuluyor ve eğitimden kopuyor. Bu, onların geleceğini karartıyor" dedi.
Hükümet yetkilileri ise okulların disiplin konusunda özerk olduğunu ve iç dışlamanın yasal bir uygulama olduğunu savunuyor. Ancak muhalefet partileri ve eğitimciler, hükümeti yeterli kaynak sağlamamakla ve kapsayıcı eğitimi ihmal etmekle suçluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'deki bu gelişme, yalnızca Birleşik Krallık'ın eğitim sistemine özgü değil; birçok Batı ülkesinde benzer eğilimler gözlemleniyor. COVID-19 pandemisi sonrası öğrencilerin davranış sorunlarında artış, öğretmen eksikliği ve bütçe kesintileri, disiplin cezalarının sertleşmesine yol açtı. Amerika Birleşik Devletleri'nde de 'okuldan uzaklaştırma' oranları arttı; ancak oradaki tartışma daha çok ırksal eşitsizlikler üzerine yoğunlaşıyor.
Avrupa'da ise Finlandiya ve İsveç gibi ülkeler, kapsayıcı eğitim modelleriyle öğrencileri okulda tutmaya çalışırken, İngiltere gibi ülkelerde cezai yaklaşımlar öne çıkıyor. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliği ve sosyal adalet açısından endişe verici. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne taraf olan İngiltere'nin, eğitim hakkını ihlal ettiği yönünde eleştiriler var.
Öte yandan, iç dışlama uygulamasının yaygınlaşması, öğretmenlerin artan iş yükü ve sınıf yönetimi zorluklarıyla da yakından ilgili. Sendikalar, hükümetten okullara daha fazla psikolojik danışman ve destek personeli sağlamasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki iç dışlama tartışması, Türkiye'nin eğitim politikaları için de ders niteliğinde. Türkiye'de de son yıllarda okullarda disiplin cezaları ve öğrenci davranışlarına yönelik tartışmalar artıyor. Özellikle kalabalık sınıflar, öğretmen eksikliği ve sosyoekonomik eşitsizlikler, benzer sorunları körükleyebilir. Türkiye, kapsayıcı eğitim ve özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere yönelik politikalarını gözden geçirerek, öğrencileri sistem dışına itmek yerine destekleyici mekanizmalar geliştirmeli. Aksi halde, eğitimde fırsat eşitliği daha da zedelenebilir ve genç nüfusun potansiyeli heba olabilir. Bu haber, Türkiye'nin eğitim reformlarında önleyici ve kapsayıcı yaklaşımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.