İngiltere ve Hollanda, savunma alanında tarihi bir iş birliğine imza atarak 2,4 milyar sterlin (yaklaşık 3,1 milyar dolar) değerinde yeni nesil amfibi harp gemisi inşası anlaşması yaptı. İki ülke, toplamda sekiz adet 15 bin tonluk amfibi nakliye gemisi tedarik edecek. Bu gemilerin, hibrit drone savaşı ve özel kuvvet operasyonları gibi modern askeri gereksinimlere göre optimize edilmesi planlanıyor. İngiltere Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın iki ülkenin deniz kuvvetleri arasında uzun vadeli bir ortaklık tesis ettiği belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
Anlaşma kapsamında inşa edilecek gemiler, mevcut çıkarma gemilerinin yerini alacak şekilde tasarlanıyor. İngiltere'nin mevcut amfibi filosunda HMS Albion ve HMS Bulwark gibi gemiler bulunuyor ancak bunların yaşlanmakta olduğu ve yenilenmeleri gerektiği uzun süredir savunma çevrelerinde dile getiriliyordu. Hollanda ise Rotterdam sınıfı LPD gemilerini yenilemeyi hedefliyor. Yeni gemilerin 2030'ların başında hizmete girmesi bekleniyor.
Gemilerin tasarımında, insansız hava araçları (İHA) ve deniz araçlarının (İDA) konuşlandırılmasına olanak tanıyacak şekilde modüler bir yapı benimsenecek. Bu sayede gemiler, keşif, gözetleme, mayın tarama ve lojistik destek gibi çeşitli görevlerde kullanılabilecek. Ayrıca, helikopter pisti ve hangar gibi özelliklerin yanı sıra, havuzlu çıkarma rampası sayesinde kara birliklerinin sahile intikali mümkün olacak.
İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, anlaşmanın “Kuzey Atlantik'teki ortak güvenliğimizi güçlendiren ve iki ordumuz arasında eşi benzeri görülmemiş bir entegrasyon sağlayan bir adım” olduğunu ifade etti. Hollanda Savunma Bakanı Kajsa Ollongren ise “Bu ortaklık, teknolojik üstünlüğümüzü korumamıza ve caydırıcılığımızı artırmamıza yardımcı olacak” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, iki ülkenin savunma sanayileri arasında da yakın iş birliğini beraberinde getiriyor. İngiliz BAE Systems ve Hollandalı Damen Shipyards konsorsiyumu, gemilerin tasarımı ve inşasında baş rolü oynayacak. Bu iş birliği, Avrupa'nın savunma teknolojisinde bağımsızlığını güçlendirme ve ABD'ye olan bağımlılığı azaltma çabaları kapsamında değerlendiriliyor.
Yeni gemilerin NATO'nun Kuzey Avrupa'daki varlığını da önemli ölçüde artırması bekleniyor. Özellikle Baltık Denizi, Kuzey Atlantik ve Arktik bölgelerinde, Rusya'nın artan askeri faaliyetlerine karşı caydırıcılık sağlanması hedefleniyor. Hibrit drone savaşı yeteneği sayesinde gemiler, asimetrik tehditlere karşı da etkili bir şekilde kullanılabilecek.
Analistler, bu anlaşmanın Avrupa savunma entegrasyonu açısından da önemli bir adım olduğunu vurguluyor. İngiltere'nin Brexit sonrası Avrupa savunmasıyla bağlarını koparmadığı mesajını verirken, Hollanda'nın da AB içinde savunma harcamalarının artırılması yönündeki çabalarına katkı sağladığı belirtiliyor.
Gemilerin inşasının binlerce kişiye istihdam yaratması ve her iki ülkenin tersanelerinde gerçekleştirilecek olması, ekonomik açıdan da olumlu bir etki yaratacak. Projenin toplam maliyetinin 2,4 milyar sterlin olarak açıklanması, iki ülkenin de savunma bütçelerinin GSYİH'nın yüzde 2'si hedefine ulaşma kararlılığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anlaşma, Türkiye'nin kendi amfibi gemi projeleri (TCG Anadolu ve müteakip gemiler) ve deniz insansız sistemleri alanındaki çalışmaları açısından önemli bir rekabet unsurudur. Türkiye'nin özellikle İHA ve SİHA'ları amfibi gemilerle entegre etme konsepti (Anadolu gemisinde olduğu gibi) Batılı ülkeler tarafından da benimsenmeye başlanmıştır. Ayrıca, NATO içinde yeni nesil harp gemilerinin hibrit drone savaşına odaklanması, Türkiye'nin bu alandaki uzmanlığını (Bayraktar gibi platformlarla) daha da değerli kılmaktadır. Türkiye'nin kendi milli gemilerini inşa etme kabiliyeti, bu tür uluslararası iş birliklerinde potansiyel ortak olarak konumunu güçlendirebilir, ancak aynı zamanda Doğu Akdeniz ve Ege'deki dengeleri de etkileyebilir.