Londra - İngiltere'nin kriz durumlarında halkı nasıl besleyeceğine dair bir planı bulunmuyor ve ülke gelecekte yaşanabilecek gıda kıtlıklarına karşı hazırlıksız. Bu çarpıcı uyarı, aralarında akademisyenler, eski hükümet danışmanları ve gıda güvenliği uzmanlarının bulunduğu 150'den fazla kişi tarafından yapıldı. Uzmanlar, hükümetin gıda güvenliğini bir ulusal güvenlik meselesi olarak yeterince ciddiye almadığını ve mevcut politikaların yetersiz olduğunu vurguluyor.
Gıda güvenliği neden ulusal güvenlik meselesi?
İngiltere, gıda ihtiyacının yaklaşık %40'ını ithal ediyor. Bu oran, mevsimsel ürünlerde ve işlenmiş gıdalarda daha da yükseliyor. Küresel iklim değişikliği, jeopolitik gerilimler, salgın hastalıklar ve tedarik zinciri kesintileri gibi faktörler, gıda arzını her zamankinden daha kırılgan hale getiriyor. Uzmanlar, hükümetin acil durum planlamasında gıda konusunun ihmal edildiğini, mevcut stok ve dağıtım sistemlerinin bir krize dayanacak kapasitede olmadığını belirtiyor.
Özellikle son yıllarda yaşanan Brexit sonrası ticaret anlaşmazlıkları, Kovid-19 salgını sırasında yaşanan raf boşalmaları ve Ukrayna savaşının tahıl sevkiyatını aksatması, İngiltere'nin kırılganlığını gözler önüne serdi. Uzmanlara göre, hükümet bu uyarılara rağmen somut bir ulusal gıda güvenliği stratejisi geliştirmedi.
Uzmanların çağrısı ve hükümetin tutumu
Uyarıyı imzalayan isimler arasında eski hükümet bilim danışmanı Sir David King, gıda politikası uzmanı Prof. Tim Lang ve çok sayıda üniversiteden akademisyen yer alıyor. Grup, hükümete açık mektup göndererek şu taleplerde bulundu: Ulusal bir gıda güvenliği stratejisi oluşturulması, kriz anında gıda dağıtımı için acil eylem planı hazırlanması, yerli üretimin teşvik edilmesi ve gıda stoklarının artırılması.
İngiltere Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (Defra) ise yaptığı açıklamada, gıda arzının güvence altında olduğunu ve çeşitli senaryolara yönelik çalışmaların sürdüğünü savundu. Ancak uzmanlar, bu açıklamaların somut bir plana dayanmadığını ve 'iyimserlik'ten öteye geçmediğini belirtiyor.
Küresel ve bölgesel etkiler
İngiltere'nin gıda güvenliği sorunu, yalnızca Birleşik Krallık'ı ilgilendirmiyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler de benzer kırılganlıklarla karşı karşıya. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki baskısı, su kaynaklarının azalması ve göç hareketleri, önümüzdeki on yıllarda gıda güvenliğini uluslararası gündemin üst sıralarına taşıyacak. NATO ve AB gibi yapılar, gıda güvenliğini savunma ve güvenlik stratejilerine entegre etmeye başladı. İngiltere'nin bu konudaki eksikliği, ittifak içindeki dayanıklılığı da zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin gıda güvenliği konusundaki zaafiyeti, Türkiye için hem bir uyarı hem de bir fırsat penceresi. Türkiye, tarımsal üretim potansiyeli ve coğrafi konumuyla bölgesel bir gıda üssü olabilir. Ancak Türkiye de iklim değişikliği, kuraklık ve ithalata bağımlılık gibi risklerle karşı karşıya. İngiltere'nin yaşadığı planlama eksikliği, Türkiye'nin kendi ulusal gıda güvenliği stratejisini gözden geçirmesi için bir ders niteliğinde. Ayrıca, Avrupa'da artan gıda talebi, Türkiye'nin tarımsal ihracatı için yeni pazarlar yaratabilir. Türkiye'nin gıda güvenliğini milli güvenlik meselesi olarak ele alması, hem ekonomik hem de stratejik açıdan kritik önem taşıyor.