İngiltere hükümeti, Gazze Şeridi'nde Mart 2024'te kıtlık alarmı verildiği dönemde, İsrail'le olan ticaret anlaşmasını gizlice askıya almayı değerlendirdi. Middle East Eye'ın elde ettiği belgelere göre, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Gazze'deki insani krizin boyutları nedeniyle anlaşmanın ihlal edildiği sonucuna vardı. Ancak Bakanlık, anlaşmanın askıya alınmasının uluslararası hukuk ve siyasi sonuçlarını tartışırken, Başbakanlık ofisi bu adımı atmamaya karar verdi.
Gelişmenin arka planı
Belgelere göre, Dışişleri Bakanlığı'nın hukuk danışmanları, İsrail'in Gazze'ye insani yardım girişine izin vermemesinin, 1995 tarihli AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın insan hakları maddesini ihlal ettiğini tespit etti. Anlaşmanın 2. maddesi, tarafların insan haklarına saygı göstermesini şart koşuyor. Bakanlık yetkilileri, bu ihlalin ticari avantajların askıya alınmasını meşru kılabileceğini belirtti. Ancak İngiltere'nin BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarına destek vermemesi, bu değerlendirmenin ne kadar ciddiye alındığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
2019'da yürürlüğe giren İngiltere-İsrail Ticaret Anlaşması, Brexit sonrası imzalanan ilk anlaşmalardan biriydi. Anlaşma, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 5 milyar sterlinin üzerine çıkarmıştı. Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın askıya alınması durumunda İsrail'den yapılan ithalatın sınırlandırılabileceğini, bunun da elmas, elektronik ve tarım ürünleri gibi sektörleri etkileyeceğini hesapladı.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin bu adımı atması halinde, ABD'nin müttefiki olan İsrail'e yönelik Batı'dan gelen en somut ticari yaptırımlardan biri olacaktı. Ancak İngiltere hükümeti, İsrail'le yakın istihbarat ve savunma işbirliğini korumak istediği için bu yönde bir adım atmaktan kaçındı. Belgelere göre, Dışişleri Bakanlığı'nın önerisi Başbakanlık tarafından reddedildi ve 'İsrail'le ilişkileri bozmamak' öncelikli hedef olarak belirlendi.
Gazze'de kıtlık alarmı, BM Dünya Gıda Programı'nın Mart 2024'te yayımladığı raporla gündeme gelmişti. Rapora göre, Gazze nüfusunun yarısından fazlası açlık sınırındaydı. İsrail'in sınırlı insani yardım izni vermesi, uluslararası toplumun tepkisini çekerken, İngiltere'nin ticaret anlaşmasını bu gerekçeyle askıya almayı düşünmesi, ülke içinde de tartışma yarattı. Muhalefet partileri, hükümeti 'çifte standart' uygulamakla suçladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin en başından beri İsrail'e yönelik en sert eleştirileri yapan ülkelerden biri oldu. İngiltere'nin ticaret anlaşmasını askıya almayı düşünmesi ancak bundan vazgeçmesi, Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik yaptırım konusunda ne kadar isteksiz olduğunu gösteriyor. Türkiye için bu durum, kendi İsrail'le ticari ilişkilerini yeniden değerlendirmesi gerektiği anlamına gelebilir. Ancak Türkiye'nin İsrail'le ticareti enerji ve savunma dışında kısıtlı olduğu için, doğrudan bir etki beklenmiyor. Daha geniş anlamda bu gelişme, uluslararası toplumun insani krizlerde ticareti bir kaldıraç olarak kullanma konusundaki ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor.