Avrupa Komisyonu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun uçağının bir kez daha Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) üye devletlerin hava sahasını ihlal ederek geçmesinin ardından, tüm devletlerin UCM ile tam iş birliği yapma yükümlülüğünü hatırlattı. Komisyon Sözcüsü, Salı günü yaptığı açıklamada, üye devletlerin UCM'nin çıkardığı yakalama emirlerini yerine getirmek de dahil olmak üzere mahkemeyle tam iş birliği yapmaları gerektiğini belirtti. Bu açıklama, Netanyahu'nun UCM üyesi ülkelerin hava sahasını kullanarak seyahat etmesinin yarattığı diplomatik gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı.
Gelişmenin Arka Planı
UCM, Mayıs ayında Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında, Gazze'deki çatışmalarda işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emri çıkarmıştı. Mahkeme, özellikle Gazze'deki sivil nüfusa yönelik saldırılarda kasıtlı olarak açlığa neden olmak, insani yardım erişimini engellemek ve orantısız güç kullanmak gibi eylemleri gerekçe göstermişti. Bunun üzerine, UCM'ye üye devletlerin, bu tutuklama emirlerini uygulama yükümlülüğü doğmuştu. Ancak, Netanyahu'nun seyahatlerinde bu emirleri hiçe sayarak üye ülkelerin hava sahasını kullanmaya devam etmesi, uluslararası hukuk açısından ciddi bir tartışma başlatmıştı.
Avrupa Komisyonu'nun bu açıklaması, üye ülkelerin UCM kararlarına uyma konusundaki kararlılığını teyit etmesi açısından önem taşıyor. Sözcü, Brüksel'de düzenlenen günlük basın toplantısında, "Üye devletlerin, UCM'nin kararlarına ve iş birliği yükümlülüklerine uyması beklenmektedir. Bu, uluslararası hukukun üstünlüğünün bir gereğidir" dedi. Sözcü ayrıca, tutuklama emirlerinin uygulanmasının öncelikli konu olduğunu ve bu konuda üye devletlerle koordinasyonun sürdüğünü ifade etti.
Netanyahu'nun uçağının UCM üyesi ülkelerin hava sahasını kullanması, uluslararası toplumda ikiyüzlülük olarak yorumlanıyor. Zira, İsrail Başbakanı, bir yandan UCM'nin kararlarını "antisemitik" ve "hukuk dışı" olarak nitelendirirken, diğer yandan bu ülkelerle ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Özellikle, İtalya, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin hava sahaları, Netanyahu'nun seyahat rotalarında sıklıkla yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
UCM'nin tutuklama emirleri, İsrail ile Batılı müttefikleri arasında yeni bir kriz yaratmış durumda. ABD, İsrail'in en yakın müttefiki olarak UCM'nin kararını kınarken, Avrupa ülkeleri daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Avrupa Birliği, uluslararası hukuka saygı ilkesini ön planda tutarak, UCM kararlarının uygulanması gerektiğini vurguluyor. Ancak, bazı üye ülkelerin uygulamada isteksiz davrandığı biliniyor. Bu durum, AB'nin dış politika birliği konusundaki kırılganlığını da gözler önüne seriyor.
Diplomatik çevreler, Netanyahu'nun bu hamlesinin, UCM'ye üye devletleri zor durumda bıraktığını ve uluslararası hukuka duyulan güveni sarstığını belirtiyor. Özellikle, Gazze'de yaşanan insani felaketin ardından UCM'nin verdiği kararlar, küresel kamuoyunda geniş destek bulmuşken, bu desteğin üye devletlerin uygulamalarına yansımaması eleştiriliyor. Uzmanlar, eğer üye devletler tutuklama emirlerini uygulamazsa, UCM'nin caydırıcılığının zayıflayacağı ve savaş suçlarına ilişkin hesap verme mekanizmasının işlevsiz kalacağı uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, bu gelişme, uluslararası hukukun büyük güçlerin çıkarları karşısında ne kadar etkili olabileceği sorusunu da beraberinde getiriyor. İsrail'in, Batılı ülkelerle olan güçlü ittifakı sayesinde UCM kararlarını fiilen askıya alabilmesi, uluslararası hukuk sistemindeki eşitsizlikleri ortaya koyuyor. Benzer durumların, Rusya gibi diğer ülkeler için de geçerli olduğu, ancak İsrail'in Batı ile olan yakınlığının UCM kararlarının uygulanmasında belirleyici bir faktör olduğu ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında, uluslararası hukukun etkinliği konusundaki endişelerini pekiştiriyor. Türkiye, Gazze'deki saldırıları savaş suçu olarak nitelendirerek, UCM sürecini desteklemişti. Netanyahu'nun hava sahası ihlalleri, uluslararası toplumun kararlarını uygulama konusundaki isteksizliğini gösteriyor; bu da Türkiye'nin "dünya 5'ten büyüktür" söylemine dayanan uluslararası sistemin adaletsizliği eleştirisini güçlendiriyor. Türkiye, UCM'ye üye olmamakla birlikte, Gazze'deki soykırım iddialarına ilişkin Uluslararası Adalet Divanı'ndaki (UAD) süreçte aktif rol oynamıştı. Bu nedenle, UCM'nin otoritesinin zayıflaması, Türkiye'nin Filistin konusundaki diplomatik mücadelesini olumsuz etkileyebilir. Ankara, uluslararası mekanizmaların etkin işlemesi gerektiğini savunarak, bu tür ihlallerin izlenmesi ve cezalandırılması için daha güçlü bir iş birliğinin gerekliliğine vurgu yapıyor.