İngiltere'de hükümetin hazırladığı yeni bir güvenlik yasa tasarısı, gazeteciler ve sivil toplum kuruluşu (STK) çalışanlarının terörle bağlantılı faaliyetler nedeniyle yargılanmasına olanak tanıyor. Middle East Eye'ın haberine göre, tasarı özellikle Ortadoğu'da haber yapan gazetecileri ve insani yardım kuruluşlarını hedef alıyor. Yasa, 'terör eylemlerine yardım ve yataklık' suçlaması kapsamını genişleterek, gazetecilerin terör örgütleriyle röportaj yapmasını veya STK'ların terörle mücadele bölgelerinde yardım dağıtmasını suç kapsamına alabiliyor. İngiliz hükümeti, yasanın 'ulusal güvenliği korumak' için gerekli olduğunu savunurken, insan hakları örgütleri endişeli.
Tasarı, mevcut Terörle Mücadele Yasası'nı değiştirerek, 'terör örgütüne maddi veya manevi destek sağlama' tanımını genişletiyor. Buna göre, bir gazetecinin terör örgütü üyeleriyle yaptığı röportajın yayınlanması veya bir STK'nın terör örgütünün kontrolündeki bir bölgede insani yardım dağıtması, 'destek' olarak yorumlanabilecek. Eleştirmenler, yasanın belirsiz ifadeler içerdiğini ve kötüye kullanılmaya açık olduğunu belirtiyor. Özellikle Suriye, Yemen ve Filistin gibi bölgelerde çalışan İngiliz gazeteciler ve yardım kuruluşları, bu yasa nedeniyle hedef haline gelebilir.
Eleştiri yağmuru: 'Basın özgürlüğüne saldırı'
İnsan hakları örgütleri ve gazetecilik dernekleri, yasa tasarısına sert tepki gösterdi. 'Sınır Tanımayan Gazeteciler' (RSF) örgütü, yasanın basın özgürlüğünü 'kısıtlamakla kalmayıp, fiilen suç haline getirdiğini' söyledi. RSF İngiltere temsilcisi, 'Bu yasa, gazetecilerin terör örgütlerini haberleştirmesini engelleyerek, kamuoyunun bu örgütler hakkında bilgi edinme hakkını ihlal ediyor' dedi. İngiltere'deki bazı milletvekilleri de tasarıyı eleştirerek, 'ifade özgürlüğüne aykırı' olduğunu belirtti. Muhalefet partileri, yasanın geri çekilmesi için çağrıda bulundu.
Öte yandan, İngiliz hükümeti, yasanın 'terörle mücadelede etkinliği artırmak' için hazırlandığını savunuyor. İçişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Terör örgütleri, insani yardım ve medyayı kullanarak kendilerine meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Bu yasa, bu tür girişimleri engellemeyi amaçlıyor' ifadelerini kullandı. Ancak hukukçular, yasanın uygulama alanının çok geniş olduğunu ve 'masum gazetecilerin' bile bu yasa kapsamında suçlanabileceğine dikkat çekiyor.
Küresel yansımalar: Demokrasi mi güvenlik mi?
İngiltere'nin bu adımı, dünya genelinde terörle mücadele ile ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açtı. Batılı ülkelerde son yıllarda terörle mücadele yasalarının giderek daha sert hale geldiği gözlemleniyor. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra birçok ülke, terörle mücadele yasalarını genişletti. Ancak bu genişleme, sivil özgürlüklerin kısıtlanmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İngiltere'yi bu yasa konusunda uyararak, 'ulusal güvenlik gerekçesiyle ifade özgürlüğünün sınırlanmaması gerektiğini' vurguladı. Uzmanlar, bu tür yasaların otoriter rejimler tarafından da örnek alınarak, muhalif gazetecilere karşı kullanılabileceğini belirtiyor.
Ortadoğu'da faaliyet gösteren STK'lar ise yasanın kendilerini doğrudan etkileyeceğini söylüyor. Bir yardım kuruluşu yetkilisi, 'Biz sadece insani yardım yapıyoruz. Ancak bu yasa, yardım ulaştırdığımız bölgelerde terör örgütlerinin varlığı nedeniyle bizi suçlu durumuna düşürebilir' dedi. Gazeteciler de benzer endişeler taşıyor: 'Suriye'de Esad rejimine karşı savaşan gruplarla röportaj yapmak, terör örgütüyle işbirliği olarak yorumlanabilir.'
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin bu yasa tasarısı, Türkiye'nin de benzer eleştirilere maruz kaldığı bir dönemde gündeme geliyor. Türkiye, uzun süredir terörle mücadele kapsamında gazetecilere ve STK'lara yönelik soruşturmalar nedeniyle Batılı ülkelerden eleştiri alıyor. İngiltere'nin attığı bu adım, 'terörle mücadele' söyleminin Batı'da da sivil özgürlükleri kısıtlama amacıyla kullanılabileceğini gösteriyor. Türkiye, bu gelişmeyi kendi mevzuatını savunmak için bir argüman olarak kullanabilir. Ayrıca, tasarının özellikle Ortadoğu'da çalışan gazetecileri hedef alması, Türk basınının da bölgede haber yapma kabiliyetini etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin bu yasayı eleştirirken, kendi uygulamalarıyla tutarlı bir duruş sergilemesi gerekiyor.